ÖDÜLLÜ YAZAR ORHUN VELİ BATU
KÜÇÜK BİR SÖYLEŞİ
Tarih: 27.1.2017 11:18:12

KÜÇÜK BİR SÖYLEŞİ

 

Klasik bir soruyla başlayalım. Orhun Veli Batu kimdir? Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Ben; 1969 Antalya Serik doğumluyum. İlköğrenimimi Antalya´da, ortaöğrenimimi Kütahya Sağlık Meslek Lisesi´nde tamamladım. Daha sonra, Erzurum Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi´nde lisans eğitimi gördüm. Halen bir kamu kuruluşunda çalışmaktayım.  

Peki, yazmaya ne zaman başladınız? Yazıyor muydunuz daha önce?

Ben, ortaokul ve lise yıllarımda edebiyata meraklıydım. Rus klasiklerini, İngiliz ve Türk edebiyatından önemli yazarların birçoğunu daha o yıllarda okudum. Şimdiki gibi internet ve sosyal medya olmadığı için, kendimize meşgale edineceğimiz çok fazla seçeneğimizde yoktu. Ya kitap okunurdu ya da tiyatro ve sinemaya gidilirdi. Bir ben değil, bizim kuşak edebiyat ve sanatla beslendi diyebilirim. Sorunuza gelecek olursam; yazmaya daha ortaokul yıllarda mekân tasvirleri yaparak başladım. Küçük deneme öyküleri yazdım. Okulda, kompozisyon derslerinde her zaman iyiydim. Meslek hayatına atıldıktan sonra, kendi imkânlarımla bir öykü kitabı çıkardım. O dönemler, bir ara ilgi alanım tiyatroya kaydı ve yazmayı uzunca bir süre bıraktım.

Kaç kitap yazdınız?

Hali hazırda 4 kitabım var: “Sevgimi Asıyorum/ Öykü/ 1995/ Şu an piyasa da yok”; “Aşk Yalnızlıktır/Roman/ 2010”; “Narçiçekli Kadın/ Öykü/2013”; “ Garaz/ Roman/ 2016”; ancak bir-iki ay sonra bir öykü kitabım daha çıkacak; adı büyük bir ihtimal “Kirli Pusu,” olacak; onunla birlikte 5 kitap diyebiliriz.

Peki, nelerden hoşlanırsınız? Hedefleriniz nelerdir?

Edebiyatın dışında, sinema ve tiyatrodan hoşlanıyorum. Amatör olarak tiyatro eğitimi aldım. Hobi olarak; bazı sinema ve dizilerde, her zaman olmasa da küçük rollerde görev alıyorum. Ayrıca, mümkün olduğunca spor yapmaya çalışıyorum. Balığa gidiyorum. Köyümde zeytin bahçem var; ara sıra oraya gidip stres atıyorum. Sosyal medyada köşe yazarlığı yapıyorum. Tüm bunların dışında, büyük çoğunlukla ev de miskin miskin yatıyorum. Aslına bakarsanız edebiyata ve sanata dair özel bir hedefim yok. Yazma işini keyif aldığım için yapıyorum. Çok çalışkan bir yazar olduğum söylenemez. Benden ne Yaşar Kemal çıkar ne de Sabahattin Ali…

Niçin yazıyorsunuz?

İnanın, bu sorunun cevabını ben de tam olarak bilmiyorum. Büyük laflar edecek değilim. Ancak, yazarak kendimi terbiye ettiğimi kendimi keşfettiğimi söyleyebilirim.

Yazarlık öğrenilecek bir şey midir? Eğer öyleyse siz nasıl öğrendiniz?

Aslında, yazarlığın bir okulu yok. Piyasada, bir takım “Yaratıcı Yazarlık Kursları” var; ancak buralardan ne denli iyi yazar çıkar açıkçası bilmiyorum. Çok önemli yazarların hayatını inceleyin, çoğunun akademik kariyerlerinin olmadığını göreceksiniz. Yazma tekniğini öğrenmek, size gideceğiniz yolu göstermesi açısından önemlidir elbette. Ama asıl önemli olan, o yolda nasıl ilerleyeceğinizdir. Ben, elimden geldiğince, iyi bir okur olmaya çalıştım. Okuma eylemi, hayal gücümü genişletti. Bu da beni yazmaya itti.  Hepsi o kadar.

En çok hangi yazarları okuyorsunuz? Kimlerden etkileniyorsunuz? Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanıyorsunuz? Kitap seçerken belirli bir tarzınız var mı? Kişinin bir tarzı olmalı mı? Yoksa her türden kitabı okumak mı gerekir?

Sabahattin Ali´yi, Elif Şafak´ı, Adalet Ağaoğlu´nu, Sait Faik´i, Yaşar Kemal´i keyifle okuyor ve beğeniyorum. Sabahattin Ali, Jack London, Dostoyevski ve Çehov´un beni etkilediğini düşünüyorum. Ama roman ve öykülerime mizahtan da bir şeyler serpiştirdiğim için, kendime özgü bir yazma tekniğimin ortaya çıktığını söyleyebilirim. Daha çok roman ve öykü kitapları okuyorum. Kitap seçerken özel bir tarzım yok; ancak yine de yazar odaklı hareket ettiğimi söyleyebilirim. Zaman içinde herkes, eğilimlerine göre kendi tarzını yaratıyor zaten. Bu ya yazar odaklı olur ya da eser odaklı… Okuyucunun, yalnızca popüler yazarları değil, çok tanınmamış, ancak kalemi güçlü yazarları da okumaları gerektiğine inanıyorum. Onlara şans verilmesinin önemini vurgulamak isterim. Yukarıdaki örnekleri, herkesin bildiği yazarlar olması hasebiyle verdim. Yoksa popüler bir isim olmasa da, Türk edebiyatına önemli eserler vermiş bir Abbas Sayar´ı, bir Hüseyin Yurttaş´ı saymamak ayıp olur. Bu örnekler çoğaltılabilir…

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği´nin (İLESAM) düzenlemiş olduğu 2015 Öykü Dosyası yarışmasında, Türkiye birincisi oldunuz. Biraz bundan bahseder misiniz, ödül almak nasıl bir duygu, nasıl hazırlandınız?

Ödüller, son dönemlerin tartışma konusu olsa da; günümüzün bir gerçeği. Bu gerçeği reddedemezsiniz. Edebiyat alanında söz sahibi olan birileri tarafından beğenilmek, taltif edilmek kimin hoşuna gitmez ki? Benim için ödülün maddi karşılığından çok, manevi yönü çok önemli. Aldığım ödülü, bana doğru yolda olduğumu göstermesi bakımından önemsiyorum. Yoksa başkaca bir yönü yok. Ödül alan öykü çok iyi, diğerleri kötü anlamı çıkarılmamalı. Burada, öyküleri değerlendiren jürinin yüreğine ne kadar dokunduğunuzla ilgili bir konu bu… Aynı öykü, bir yarışmada hiç ilgi görmezken; diğer bir yarışmada baş tacı edilebiliyor. Burada jürinin edebiyat algısıyla, sizin yazdığınız eserin edebi lezzetinin ne kadar örtüştüğü çok önemli. İLESAM´da 2015 yılı öykü dosyası yarışmasında bana “Birincilik,” ödülünü layık gördüler. Ve öykü kitabım, İLESAM ve AKÇAĞ Kitapevi işbirliğince, 2016 yılının Ekim-Kasım aylarında “Kirli Pusu” adıyla basılacak… Daha ne isteyebilirim ki? 2015 ve 2016 benim için bereketli geçti. Ayrıca dört ödül aldım ve birçok eserimde, başka kitapların öykü seçkileri arasına girdi.

Yeni gözbebeğiniz “GARAZ,”  adlı romanınızı, hangi duygu ve düşüncelerle kaleme aldınız? Nasıl ortaya çıktı? Yazarken zorlandığınız anlar oldu mu? Tamamlamanız ne kadar zamanınızı aldı?

 

“Garaz,” evlilik hayalleri kuran yaşlı bir çerçinin, büyük emeklerle biriktirdiği parasını çaldırmasıyla birlikte, içine düştüğü buhranı ve hırsızı yakalama konusunda gösterdiği ilginç mücadeleyi anlatıyor. Cin çağırma seanslarına kadar götürdüğü bu mücadele, yaşlı çerçiyi trajikomik hallere düşürüyor… Bu romanın kahramanları Serik Gebiz´de yaşamlarını sürdüren, gerçek kişilikler. Bir gerçeklikten yola çıkarak yazmak, size aynı zamanda edebi bir güçte veriyor. Yazarken zorlandığım anlarda, yazmayı bırakıyorum zaten. Romanın yarısını altı ayda yazdım; diğer yarısını ise yirmi beş günde yazdım. Romanın konusu, olay örgüsü, kahramanları, yer ve zaman faktörleri; daha öncesinde beynimde olgunlaştığı, piştiği için onları hazırlayıp sofraya koymak uzun zamanımı almadı doğrusu. Umarım okuru da bol olur…

Hadi inşallah…

 

Nasıl bir aile, nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Çocukken seni diğer çocuklardan ayıran şey neydi?

İyi bir çocukluk geçirdiğim söylenemez. Çok detayına girmek istemiyorum. Birçok şeyin, kendi özelimde kalmasını daha uygun görüyorum. Ben, babasız büyüdüm. Ancak annem, güçlü bir kadındı, kardeşler olarak bizleri bir arada tutmayı başardı ve namerde muhtaç etmedi. Bu yüzden olsa gerek, kardeşler olarak hem birbirimize hem de annemize çok düşkün olduk. Ancak ne var ki daha sonra onu da kaybettik. Beni diğer çocuklardan ayıran en önemli özelliğim içe kapanıklığım ve utangaçlığımdı. Aslına bakarsanız geçmişteki, bu olumsuz gibi görünen hastalıklı yapım zaman içerisinde, şimdi ki ‘beni´ ortaya çıkardı. Bir “Yazar adayı” yarattı. 

 

Yeni yazarlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle çok okumalarını, farklı yazarları, edebi kişilikleri incelemelerini isterim. Sinemaya, tiyatroya gitsinler. Hayatı takip etsinler. Kendilerini ve yaşamı sevsinler… Yazma konusunda, tüm zorluklarına rağmen inatçı olsunlar. Uyanık yayınevlerinin tuzaklarına düşmesinler. Öncelikle yazdıklarını dergilere, yarışmalara göndersinler. Eserlerinin yayınlanması konusunda acele etmesinler. Doğru insanlarla iletişim halinde olsunlar. Yazma konusunda ısrarcı olurlarsa eğer er ya da geç hayallerine kavuşacaklardır.

Kendini üç kelimeyle tarif etmeni istesek…

Disiplin, sabır, inanç.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bana, naçizane bir yazar olarak, derginiz de yer verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim. Medya ve yazılı basın, edebiyatçıyla okur arasında köprü olmak gibi önemli bir işleve sahip. Bu köprü ne kadar kuvvetli olursa, toplum olarak kültürel aydınlanmadan o kadar çok nasipleniriz. Okuru bol bir toplum olma temennisiyle saygılarımı sunarım. Sevgiyle kalın…

Ben teşekkür ediyorum. Umarım her şey gönlünüzce olur. Çünkü bazı hayaller gerçekten gerçek olmayı hak ediyor. Nice sohbet ve etkinliklerde görüşmek dileğiyle…

 Röportaj: AYNUR ERYILMAZ

 










Kaynak: ANTALYA HAYAT

Anahtar Kelimeler: ÖDÜLLÜ YAZAR ORHUN VELİ BATU
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Antalya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:21 08:01 13:09 15:42 18:00 19:27
DOLAR
4.7077
EURO
5.4848
ALTIN
0
BIST
0
 
Antalya
Güneşli
Bugün
31 / 19 °C
Güneşli
Pazartesi
30 / 18 °C
Güneşli
Salı
30 / 18 °C
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Verilen emaneti yerine getirmek, en üstün doğruluktur.

HZ.EBUBEKİR (R.A)
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.(Çok yalan söyledikleri için olmasın) -İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Bir rivayete görede gözleri açık hapşırı

İlginç Bilgiler 2
Çorbanızı kısık ateşte pişirerek lezzetini artırabilirsiniz. Pişirme esnasında çorbanıza ekleyeceğiniz su mutlaka sıcak olsun. Çorbalarınızda tuzu fazla kaçırırsanız bir patatesin kabuklarını soyun ve dörde bölerek çorbanın içine atın. Patatesler yumuşa

Çorba Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi