İrfan VAROL diyor ki..!!!
Hizmette 17 yıl
Tarih: 5.6.2018 12:00:11

TOROS YAPI DENETİM LTD. ŞTİ. Yönetim Kurulu Başkanı ve Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Derneği Genel Başkan Yardımcısı İrfan Varol

Deprem, Yapı Denetim ve Yapı Denetim Kuruluşları hakkında

DİYOR Kİ…!!!

 

 

Öncelikle Sayın Varol, Toros Yapı Denetim ne zamandan beri faaliyet gösteriyor ve fayda noktasında neler söylersiniz?

4708 sayılı kanuna uygun olarak   yönetmelikler kapsamında 2001 yılında kurulan TOROS YAPI DENETİM LTD. ŞTİ. 5 Dosya numarası ile Antalya´da ilk, Türkiye´de 5. kurulan firmadır. İlk kurulduğu günden bu yana meslek ahlakı ve disiplinini kaybetmeyen şirketimiz  deneyimli mimar ve mühendis kadrosuyla güven ile oturulabilecek yapıların denetimine devam etmektedir. Bilindiği gibi ülkemiz etkin bir deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde son yıllarda sık sık yaşanan depremler binlerce vatandaşımızın hayatını yitirmesine, on binlercesinin yaralanmasına, yüz binlercesinin evsiz kalmasına sebep olmuştur. Bu acılara sebep olan depremler geçmişte yaşanmış, bugün yaşanmakta ve gelecekte de yaşanmaya devam edecektir. 1999 Yılında yaşadığımız depremde ilk hamlede müteahhitler tek suçlu olarak gösterildi. Daha sonra yapı denetimden idarecilerinde sorumlu oldukları bilinmektedir. Bu gelişmelerden sonra Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı 2001 yılında çıkardığı 4708 sayılı Yapı Denetim Hakkındaki Kanunla sorumluluğu bu işin gerçek yetkilileri olan mühendislere ve mimarlara verdi. Bu kanunun amacı can ve mal güvenliğini sağlamak, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için, proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Yapı denetim sisteminin temelinde 3 taraf vardır. Bunlar; Mal Sahibi, Müteahhit ve Yapı Denetim Şirketi. Kanun gereği Mal Sahibi işveren olarak bir Yapı Denetim Şirketi ile anlaşır. Yapı Denetim Şirketi, Mal Sahibi namına Müteahhidi 4708 sayılı kanuna uygun olarak  denetler.

 

Yapı denetim vatandaşlar tarafından ekstra bir maliyet olarak görülüyor genellikle, bu konu hakkında neler söylersiniz?

Yapı denetim sistemi taraflardan biri olan Müteahhitler için, inşaatlara ekstra bir maliyet getirdiği düşünülüyor, ancak denetimsiz ve kontrolsüz bir yapı, her zaman bir risktir, yapı denetim bedelini maliyet artışı olarak düşünülen bedel, hiçbir zaman insan canından daha kıymetli ve değerli değildir. İnsanların can ve mallarını her şeyin üzerindedir.

Toros Yapı Denetim olarak üstlenmiş olduğunuz önemli projeler nelerdir?

Toros yapı denetim olarak 2001 yılından beri faaliyet gösteren, Antalya sınırları içerisinde 5.000.000 m2 inşaat denetimi yapan bir firma olarak birçok otel, hastahane, iş merkezleri, konut, iş merkezler daha sayamayacağımız birçok proje ye imza atmış ve denetimini yapmış bir firmayız. Faaliyetlerimiz bütün hızıyla devam etmektedir.

 

Bölgeniz ve Ülkemizdeki yapılaşmaların 2000 yılı sonrasını ve öncesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bölgemiz ve ülkemiz sınırları içerisindeki yapılar 1999 yılı öncesi ve 1999 yılı sonrası olarak ikiye ayırmalıyız.1999 yılı öncesi yapıların % 70-75 civarında çürük veya deprem yönetmeliğine uymayan ve riskli yapılar olarak değerlendirmeliyiz. 1999 yılı sonrası ile ilgili yapılaşmalar dahil güvenilir yapılar olmaya devam etmektedir. Bunun temel nedeni tüm yapıların denetimi, malzemesi, mimar ve mühendisler tarafından yapılmaktadır. Bu kanunun amacı can ve mal güvenliğini sağlamak, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için, proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu kanun kapsamında meslek hayatında en az 5 yıl fiilen çalışan ve yapı denetim komisyonu tarafından yeterli görülen mimar ve mühendislere denetçi belgesi veriliyor. Bu denetçi belgeleri 5 yıl süre ile geçerli olup bu süre sonun belgesini yenilemeyenler denetçi görevlerine son verilmektedir. 4708 sayılı Yapı Denetim Hakkındaki Kanun ve buna bağlı yönetmeliklerle belirlenen esaslara göre bir Yapı Denetim firmasının kurulabilmesi için minimum 1 Proje ve Uygulama Denetçisi Mimar, 1 Proje Denetçisi İnşaat Mühendisi, 3 Yapı Denetçisi İnşaat Mühendisi, 2 Proje ve Uygulama Denetçisi Makine Mühendisi, 2 Proje ve Bir Uygulama Denetçisi Elektrik Mühendisi olmak üzere 8 kişilik denetçi kadrosu olmak zorundadır. Bunun yanı sıra her 30.000 m2 lik inşaat alanı için bir Yardımcı Kontrol Elemanı İnşaat Mühendisi çalışmak zorundadır. Yapı denetim firmasında çalışan tüm mimar ve mühendislerin her birinin branşına göre belirli bir inşaat alanı sınırı vardır. Bu sınır aşıldığında yeni bir mimar ve mühendis görevlendirilir.

 

Yapı Denetimin sorumlulukları nelerdir? 

    Ruhsat dosyanın hazırlanıp başvurunun yapılması, demir deneylerinin yapılması, binanın       

    aplike edilmesi ve ilgili idare onayı, kalıp ve demir kontrolü, beton dökümü, duvarların  

    kontrolü elektrik ve sıhhi tesisat kontrolü olarak sıralayabiliriz. Bir de İMALATLAR   

   TAMAMLANDIKTAN SONRA; İmalatı tamamlanan ve iskana hazır olan yapıya Yapı

   Denetim Şirketi tarafından İşbilim Belgesi düzenlenip ilgili idareye onaylattırılır. İlgili

   idarenin yerinde incelemeleri  sonucunda onayını alan yapı için İskan Ruhsatı müracaatı

   yapılır. İskan, Genel ve Ferdi iskan olmak üzere ikiye ayrılır. Genel İskan yapının tamamı için      

   verilir. Bunun için İtfaiyeden Sivil Savunmadan, İl Sağlık Müdürlüğünden onaylar alınarak

   belediyeye müracaat edilir. Belediye öncelikle yapının ortak kullanım alanlarının tamamlanıp

   tamamlanmadığını, daha sonra da bağımsız bölümlerin durumlarını kontrol ederek genel iskan

   belgesini düzenler. Genel iskan alan yapıda bağımsız bölümler için ayrı ayrı ferdi iskan

   belgesi alınır. Daha sonra YAPI KULLANMA İZNİ (GENEL İSKAN): Yapı tamamen

   bittiği takdirde tamamının, tamamen bitmemiş ise; gerekli emniyet tedbirlerinin alınması, giriş

   çıkışının ve ortak alanlarının tamamlanmış olması ile kısmen kullanılması mümkün olan

   yerlerin tamamlanması halinde, bu kısımların kullanılabilmesi için mal sahibince ilgili

   belediyesine başvurulur. Teknik uygulama sorumlularının  işin bittiğine dair raporlarının ekli

   olduğu bu yazılı başvuru üzerine yapının tümünün veya kullanımı talep edilen kısmının ruhsat

 ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahsur görülmediği onayı, ilgili kuruluşların son vizeleri, imar yönetmeliğinde belirtilen çevre düzenlemesi, varsa asansör, kalorifer kazanı ve benzeri tesisatın TSE belge şartı ve diğer ilgili yönetmelik koşullarının yerine getirildiği saptanarak kullanma izin heyetince tanzim edilen ve kullanma iznine esas olan belgedir.

Antalya´nın  durumu nedir?

Antalya´nın durumu yüzde 70´i risk altında. Antalya´nın deprem gerçeğine de  “Deprem geliyorum demiyor. Deprem geliyor. Birkaç saniyede her şey altüst oluyor. Özellikle 1999´dan önceki eski binalarda büyük risk altındadır. Büyük bir depremde Antalya´nın yüzde 70´e yakını yerle bir olur. 1999 öncesi yapıların kriterlere uygun yapılmış olması mümkün değil. O günkü verilere göre bugünkü değerlerin daha farklı çıkıyor. Bizim işimiz bu; mal güvenliğiniz, can güvenliğiniz. Deprem değil binalar insanları öldürüyor.”
Antalya nüfusunun ilçelerle birlikte 2 220 000 aşan, bu ilde yaşayan vatandaşlardan 4´te 3´ünün risk altında olduğunu bilinmelidir. Bu riskin bir an önce ortadan kalkması için, binaların hız ile yenilemesi, eski binaların envanterini çıkarılması gerekmektedir. Deprem mastır planlarının hazırlanması gerekmektedir. Depremde toplanma yerlerinin hazırlanması ve gösterilmesi gerekmektedir. Daha da önemlisi kentsel dönüşüme hız verilmesi gerekmektedir.

 

Deprem nedir?

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına “DEPREM” denir.Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına “SİSMOLOJİ” denir. Dünyanın oluşumundan beri, sismik yönden aktif bulunan bölgelerde depremlerin ardışıklı olarak oluştuğu ve sonucundan da milyonlarca insanın ve barınakların yok olduğu bilinmektedir. Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir. Deprem Bölgeleri Haritasına göre, yurdumuzun %92´sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95´inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98´i ve barajlarımızın %93´ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Son 58 yıl içerisinde depremlerden, 58.202 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.

 

Deprem anında ne yapmamız gerekir?

Yüksek Yapılarda Üst katlar alt katlara göre çok daha fazla sallanır. Daha çok dikkatli olmak gerekir. Masaya yakınsanız altına girin. Başınızı çanta, minder, kitap, klasör gibi şeylerle koruyun. Dolap, kahve makinası ve sebil gibi şeylerden uzak, kolonlara yakın durun. Asansörde iseniz bütün düğmelere basın durduğu ilk katta asansörden inin, eğer kapısı sıkışmamış ise. İş merkezlerinde ve sokaklarda en tehlikeli şeyler dökülen, kırılmış cam parçaları, ilan levhalarıdır. Bunlar düşebilir. Açıkta duran kahve, hafif içki satan (parayla çalışan) makinalar, ilan levhaları ve direkleri devrilebilir. Buralardan uzaklaşın. Başınızı koruyun. Geniş açık alanlara gidin ya da güvenliğinden kuşku duymadığınız yapı varsa içeri girin. Geniş bir yol varsa ve trafik yoğun değilse yolun ortasındaki refüje kaçın ve orada durun. Satış makinalarından, reklam levhalarından ve bahçe duvarlarından uzak durun. Elleriniz boşsa başınıza koyun ve koruyun eğer çanta, paket ve torba varsa başınıza koyun. Hiç bir şey yoksa ellerinizi kullanın. Yolun kenarında ağaçlar varsa altına girip durun. Tiyatro, sinema, stadyum vb. yerlerde gösteri sırasında salon çok karanlıktır panik yapmayın. Güvenlik görevlilerine ve yetkililere dikkat edin onları dinleyin. Yönetici ve yetkililerin sözlerine uyun. Başınızı bir çanta ile koruyun, sıralar arasında çömelmiş durumda koltukların altına girebilecek biçimde durun. En tehlikeli durum tribünlerde panik olmasıdır. Sakin olun, doğru karar vermek çok önemlidir. Tavanda büyük bir aydınlatma armatürü veya avize varsa bunların altından uzaklaşın. En güvenli yer sahanın ortasıdır. Sahanın ortasına gitmeye çalışın. Yangın çıkışına doğru hemen koşmayın. Anonsları dinleyin ve onlara uyun.

 

Kentsel Dönüşümden de bahseder misiniz?

Kentsel dönüşüm kanundan yararlanarak eski, depreme dayanıksız evinizi, işyerinizi veya her çeşit binanızı yenilemek veya depreme karşı binanızı güçlendirmek için bakanlık yetkili kuruluşu  TOROS YAPI DENETİM´e başvuruda bulunmanız yeterlidir. Uzmanlarımızın binanız için hazırlayacağı Deprem Risk Raporunun onayı ile binanız Kentsel Dönüşüm kapsamına girer böylece eski, deprem riskli, hasarlı, ekonomik ömrünü tamamlamış binanız Kentsel Dönüşüm kapsamında kendi insiyatif ve talebiniz doğrultusunda; başka yerleşim bölgelerine kaydırılma korkusu yaşamadan şuan evinizin, işyerinizin bulunduğu alanda yenileyebilirsiniz. Kentsel dönüşüm kapsamına girmiş veya girmesi planlanan binanız için kanun kapsamında yapılan işlemlerin, alınmış kararların denetlenmesi; var ise binanız için hazırlanmış Deprem Risk Raporunun kontrol edilmesi, konu hakkında detaylı bir çalışma hazırlanması için TOROS YAPI DENETİM dönüşüm olarak siz hak sahiplerine hizmet veriyoruz.

4708 sayılı Yapı Denetim Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren geçen yaklaşık 10 sene içinde, kanundaki eksikliklere rağmen denetim altında yapımı tamamlanan inşaatlarda, özellikle, yapı güvenliği açısından olumlu gelişmeler sağlanmış olup bu yapıların büyük çoğunluğu can ve mal güvenliği açısından sağlam birer yapı olarak kullanıma açılmıştır. Son Adıyaman  depreminde; 24.04.2011 tarihinden denetimsiz yapılan yapıların durumu  açıkça görülmüştür. Mevzuatta öngörülen yapı sahibi - yapı denetim kuruluşu ilişkisi uygulamada kurulamamıştır. Yasaya göre yapı denetim kuruluşlarının yapı sahipleri tarafından belirlenmesi gerekirken, uygulamada müteahhitler belirleyici olmakta ve denetim bedelleri, müteahhitler tarafından ödenmektedir. Kanuna aykırı olmasına rağmen, yapı denetim kuruluşları pratikte yapı müteahhitleri ile anlaşma yapmak durumunda kalmakta, dolayısıyla yaptırım güçleri azalmaktadır. Bu durum haksız rekabet koşullarına neden olmakta, bağımsız bir yapı denetim sisteminin oluşmasının koşulları en başta yok olmaktadır. Mevzuatın öngördüğü asgari hizmet bedeli; iki yıllık bir süre için, yapı maliyetinin % 3‘ü iken, çok yüksek fiyat indirimleri yapıldığı görülmüştür.

648 sayılı KHK ile bu oran %1,5 a indirilmiştir. Bu oranlarla yapılacak denetim işlemlerinin maliyeti karşılanamadığından, denetim kuruluşları tarafından sorumluluğu üstlenilen yapılarda gerekli tedbirler alınamamakta; yapılan denetimlerde, bazı yapı denetçilerinin şantiyelerinde bulunmadıkları; yapı denetim kuruluşlarına verilen görevlerin yerine getirilemediği gözlemlenmektedir. Olası yapı kusurları ya da bir afet sonrası oluşan zararların karşılanabilmesi şu anki kuruluş yapısı ile mümkün değildir. Bu tür zararların karşılanabilmesi için etkili bir mesleki sorumluluk sigortası sistemine ihtiyaç vardır. İlgili idareler özellikle belediyeler, daha önceki uygulamalardan kalan alışkanlıklarını devam ettirme eğilimlerini sürdürmektedir. İdarelerin yapacağı işler ve istenecek belgelerin standarta bağlanmasına ihtiyaç vardır. Kanunda denetçi olma şartları açıkça tarif edilmemiş, bu konudaki düzenleme Yönetmelik ile yapılmıştır.  Ancak, bugüne kadar uygulanan, denetçi olma şartları gerçekçi değildir. Denetçilik sıfatı, sadece evrak tanzimine bağlıdır ve 5 yıllık fiili hizmetin belgelenmesi dışında hiçbir mesleki deneyim gerekmemektedir. Bina üretim sürecinde, zaman zaman ruhsat eki onaylı projesinden farklı imalat yapılması zorunluluğu olmaktadır. Kanun gereği önce tadilat projeleri onaylatılmalı daha sonra imalata geçilmelidir. Bu sürecin uzun olması dolayısıyla inşaatın durmaması için; Uygulama projelerinde imara uygun değişikler, sonradan proje tashihi ve tadilatı yapılması şartı ile proje müelliflerinin oluru ve yapı denetim kuruluşundaki ilgili denetçi mimar ve mühendis onayı ile yapılabilmelidir. Yapı üretim sürecinin tek muhatabı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmamalı, tüm ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla, sağlıklı denetim yapılması konusunda eşgüdümü sağlayacak yeni düzenlemelere gidilmelidir.   Yapı Denetim Kuruluşları Birliği meslek içi eğitimlerinde, seminer, sempozyum ve çalıştaylarda meslektaşlarımızın eğitilmesi, bilinçlendirilmesi ve etik değerlerin oluşturulması için çalışmalarını sürdürmüş ve halen sürdürmektedir. Ancak odalarımızın yaptığı bu etkinliklere meslektaşlarımızın yeterli ilgiyi göstermedikleri tespit edilmektedir. Ne yazık ki mecburi olmadığı sürece bu tür etkinliklere katılım düşük olmaktadır. Etkin bir yapı denetiminde görev alacak meslektaşlarımızda bu tür eğitimlere katılımın aranması durumunda, mimar ve mühendislerin kendilerini eğitmesi ve güncel bilgilerle donatması noktasında teşvik edecektir. Yapı denetim kuruluşlarının denetimi ve ceza sisteminde halen uygulanmakta olan yöntem sorunludur. Kanunda farklı bir ceza olmadığı için ortaya çıkan hatadan dolayı, yapı denetim kuruluşlarının kapatılması ile sadece kuruluşları değil bu kuruluşlarda çalışan diğer personel ile bu kuruluşların denetlediği diğer yapı sahipleri de mağdur edilmektedir. Yapıların denetimsiz kalarak tamamlanıyor olması da farklı bir mağduriyet olarak tüketiciye yansımaktadır. Kamu adına denetim görevini yerine getiren kuruluşlar vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlamakla sorumludurlar. Kuruluşların kapatılması ile denetimsiz kalan ve tamamlanarak kullanıma açılan yapılarda yaşayacak vatandaşlarımızın can ve mal emniyetinin sağlandığı söylenemez. Ülkemizin en büyük sorunlarından birisi de kuşkusuz “Deprem”dir. Son yüz yılda yaklaşık Binlerce vatandaşımızı depremlerde kaybettik. Can kayıpların yanı sıra mal kayıplarının da yüksek olması bu sorunu daha da ciddi kılmaktadır. 1999 Marmara Depreminin ülke bütçesinin %12 si kadar zarar verdiğini unutmamak lazım. Hükümetin ve ilgili tarafların en temel görevi “Depremlerde yıkılmayacak bina üretilmesini sağlamak” olmalıdır. Yoksa bu günlerde tartışılan Yapı Denetim kuruluşlarının isminin “Teknik Müşavirlik Kuruluşu” olarak değiştirilmesi yapı denetim kuruluşlarına denetim hizmetlerine ek; müşavirlik hizmetleri ve proje çizim hizmetleri de verilmesi olmamalıdır. Kanunun isminin değiştirilmesi ve kuruluşlara ilave yeni iş alanlarının açılmasıyla deprem sorununun çözülemeyeceği aşikardır. Deprem odaklı güvenli ve yaşanabilir bina üretilmesi için; “Yapı Denetimin” bağımsız, etkin ve etik kurallar çerçevesinde  yapılması sağlanmalıdır. Yaklaşık 10 yıllık süreçte eksiklikleri tespit edilmiş olan 4708 sayılı Yapı Denetim Kanununun, aşağıdaki öneriler dikkate alınarak, yeniden ele alınması gerekmektedir;

Madde madde sıralayacak olursam;

a. Kurumsallaşarak gelişmelerini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Firma kapatmak çözüm olarak düzenlenmemelidir. Kapatarak cezalandırmak yerine güçlendirerek kurumsallaşmalarının önü açılmalıdır. 

b. Doğrudan kapatma yerine sistemin daha doğru işleyişini sağlayacak uyarı kademeli yaptırımlar uygulanmalıdır.

c. Yapı Denetim Kuruluşları sayıları sorumluluk alanlarındaki boşluklar ve gerçek inşaat alanları dikkate alınarak yeniden belirlenmeli ve sayı sınırlandırılması devam etmelidir. 

d. Yapı sahipleri veya müteahhitlerle iş alma bağı koparılarak işlerin e-görevlendirme yolu ile dağıtılması  sağlanmalıdır.

-     Yapı üretim sürecinin esas unsurlarından olan Müteahhitlik kurumu yasal altyapıya kavuşturularak bu alan isteyen herkesin faaliyet gösterebileceği alan olmaktan çıkarılmalıdır.

-     Yapı Denetim Kuruluşları inşaatlarda oluşabilecek her türlü hasar ve kusurdan sorumlu oldukları için; Yapı Denetim ve Laboratuvar Kuruluşları için Mali Sorumluluk Sigortası getirilmelidir.

-     Denetçi ve kontrol elemanı mimar mühendisler ve yardımcı kontrol elemanları ile Şantiye Şefi mimar mühendisler için; Mesleki Sorumluluk Sigortası sisteme dahil edilmelidir. Sigorta şirketlerinin bulunamaması halinde DASK sistemi ile bütünleştirilerek yeni bir model ortaya çıkarılmalıdır.

-     Asgari hizmet bedeli; iki yıllık bir süre için, yapı maliyetinin % 2 ila %4 arasında yeniden düzenlenmelidir.

-     Her meslek disiplininde alanlara göre ayrım yapılarak denetçilerin ve proje müelliflerinin gerekli meslek içi eğitimlerden geçtikten sonra belge alabilmeleri sağlanmalıdır.

-     Kamu yapıları da dahil olmak üzere tüm yapım işleri (enerji, su, ulaştırma v.b) yapı denetim sistemine dahil olmalı bu alanda yetkinliği belgelenmiş denetçileri istihdam eden YDK lar tarafından denetlenmeleri sağlanmalıdır.

-     Yapı Denetim Kuruluşlarının faaliyetlerini denetlemek ve haksız rekabeti önlemek, etkin ve adaletli olarak yapılabilmesinin sağlanması ve Bakanlığın bu konudaki yükünün hafifletilmesi amacıyla Yapı Denetim Kuruluşları Birliği kamu kurumu niteliğinde bir kuruluş haline getirilmelidir. Üyeliğin zorunlu olmadığı dernek statüsünden kurtarılmalıdır. Ayrıca, yapı denetiminin birinci derece tarafı olan Birliğin; Merkez ve İl yapı denetim komisyonlarında temsil edilmesi sağlanmalıdır.

-     Yapı Denetim Kuruluşları Birliği ile işbirliği yapılarak Bakanlık yetkililerince sahada yapılan denetim sıklaştırılmalı, yanlışlıklar önlenmelidir. Denetim yapan denetçi, kontrol elemanı ve yardımcı kontrol elemanlarına düzenli olarak meslek içi eğitim verilmelidir.

-    Yapı denetim uygulamasını yönlendiren her türlü karar sistemi, konu ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların yer alacağı süreçlerde oluşturulmalıdır.

-    Yapılacak yasal düzenlemeler ile ilgili İdarelerin farklı uygulamaları ortadan kaldırılarak uygulamada standart sağlanmalıdır.

-    Deprem güvenli yapılar kapsamında düşünülen kentsel dönüşüm çerçevesinde yeni yapılacak olan binaların eskilere benzememesi daha güvenli olması için bu binaların kimin tarafından denetleneceğinin açıkça belirleneceği bir yapı denetim sisteminin bir an önce yasalaşması gereklidir.

 

Sayın Varol kısa bir süre önce Adıyaman´da meydana gelen 5.4 şiddetinde ki deprem sonrası söyleyecekleriniz vardır. Okuyucularımızla paylaşır mısınız?

 

“DEPREM GELİYORUM DEMEZ” “DEPREM İLE YAŞAMAYI 

ÖĞRENMELİYEZ” “DEPREM ÖLDÜRMEZ, ÇÜRÜK VE DENETİMSİZ

BİNALAR ÖLDÜRÜR” bununla yola çıkarsak,24 Nisan 2018 Adıyaman (Samsat)  DEPREM 5.4 şiddetinde; Vatandaşlarımızdan ölen yok, ancak 150 küçükbaş hayvanları telef oldu ve onlarca bina yıkıldı; yani CAN ve mal kaybı oldu. Yapı denetimin uygulanmaya başladığı ilk yıllarda yapı malzemesi üreten bazı kuruluşların eski alışkanlıklarından kaynaklanan nedenlerle malzeme (beton, demir gibi) sevkinden önce denetimli mi denetimsiz mi sorusunun cevabına göre sevkiyat yaptığı günleri çok çabuk unuttuk. Aslında bunu bize unutturan ve bugün bu sorulara muhatap olunmamasının en önemli sebebinin mühendislerin artık yapı üretim sürecinde işin başında olması olduğunu herkes çok iyi bilmektedir. Eksikleri olan bir yasal mevzuata rağmen geçtiğimiz 18 yıllık süreçte yapı denetim sisteminin kurulmasıyla Kanunun yürürlükte olduğu geçmişle kıyaslanamayacak bir gelişme sağlanmış olup, bazı istisnalar dışında fiilen denetim hizmeti verilmiştir. Bu dönemde yani 2001´den sonra Yapı Denetim Kuruluşlarınca denetim hizmeti verilerek, inşa edilmiş olantüm yapılar depreme karşı güvenlibirer eser ve güven veren yapılar olarak vatandaşlarımızın kullanımındadır. Gelinen noktada kaliteli ve güvenli yeni yapı stoğunun, Yapı Denetim Kuruluşlarının büyük emekleriyle oluşturulmuş olduğu unutulmakta veya göz ardı edilmektedir. Aslında kanunun çıkmasını sağlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı´nın denetimi sadece belge kovalama ve yapı denetim kuruluşlarını kapatma veya para cezası olarak görmesine veya görmek zorunda kalmasına rağmen verdiği desteği saymazsak yapı denetim sisteminin sadece yapı denetim kuruluşlarının kurucuları ve çalışanları tarafından ayakta tutulabilmesi için büyük bir özveri ve fedakarlık ile çok büyük bir başarı göstermektedir. Bugün yapı denetim kuruluşları tarafından denetlenen yapıların deprem karşısında göstereceği başarılı performans göz ardı edilerek Yapı denetim kuruluşlarına bağımsız ve güçlü birer denetim firması olmasını, adeta engelleyerek, yapı denetim hizmet bedellerini kuşa çevrilerek, firmaların ekonomik mücadelesi ile verdikleri savaş nedeni ile esas görevlerini yerine getirmede zorlandıklarını göz ardı etmemek gerekir. Yapı denetim Firmaları aldıkları sorumluluk karşılığında emlakçılara ödenen komisyondan çok daha az ücret aldıkları aşikârdır. Yapı denetim firmaları kamu adına görev yapmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığını temsil etmektedir. Elbette bu görevi yerine getirebilmesi için ekonomik şartlarının gerekli olduğu kadar destek verilmelidir.  Bu bedel az miktarda olması bir yana, gönülsüzce ödenen hizmet bedellerinin sistem zayıflatılarak nasıl ortadan kaldırılacağı tartışılırken, Yapı Denetim Birliği Derneğinin özverili, Kamuoyu ve Siyasi Çalışmaları sonrası yeni bir kanun çıkarılmasını Çevre ve Şehircilik Bakanlık ve Bürokratlara, adeta dikte ettirerek E-DAĞITIM sistemini veya Merkezi Dağıtım Sistemini Gündeme Getirterek En kısa zamanda bu kanunun çıkarılmasını bekliyoruz. Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Antalya Şubesi olarak, Ülke genelinde yapmış olduğumuz açıklamasında, Belediyelerin bazı yapı denetim firmaları ve mimarlık ve mühendislik büroları ile yapı sahiplerini, müteahhitler üzerinde baskıcı ve yönlendirici tutum içerisinde olduklarını bilinmektedir. Belediyelerin bu konuda kamu gücünü kullanarak Yapı Denetim Sistemini sulandırmakta oldukları gerçeği ile yüz yüzeyiz.  İlgili idareler, Belediyeler bu davranışlarında ısrarla devam etmektedirler.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız Bu duruma acil bir çözüm bulmalıdır. Halen sistemin işleyişinde yaşanan eksikliklerin ve sorunların giderilmesi şantiye ve bürokrasi içinde acilen yapı denetim sistemi tüm tarafların katılımıyla hazırlanacak yeni mevzuatına kavuşturulmalı bu yeni mevzuatta denetimin tarafsız ve bağımsız yapılabilmesinin sağlanabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Buna göre; - 1999 depremi öncesi tüm Ülkedeki uygulama: Deprem ve Diğer Felaketler için sorumlu ve yetkilendirilmiş her hangi bir firma kurum kuruluş yok gibiydi. Sadece TUS dediğimiz bir sistem var idi ancak bu sistemin aktörleri de, mimar ve mühendislerden oluşmasına rağmen, TUS yetkilileri inşaatların, denetimi bir tarafa, inşaatların yerini dahi bilmedikleri bilinmektedir. Bugün ise yapı denetim uygulaması 81 ilde 15 yıl taşıyıcı sistem ile 2 yıl inşaatın diğer müştemiletı ile sorumlu olduğu 4708 sayılı yapı denetim kanunu ve ilgili yönetmelikleri ile belirtilmiş olduğu, sorumluluk duygusu ile görevlerinin önemini bilmektedirler. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 4708 sayılı yapı denetim kanunu ile bir kenara çekilerek, sistemi sadece sorumluyu kayıt altına almak, denetim adına Yapı Denetim Firmalarını Mesleki deneyime ait sertifikasyon işlemi ilgili tarafların da dahil edileceği bir sistemle yer alınması yerine Firmaları kapatmak, Para Cezaları vermek, Mimar ve mühendisleri, Hakim Savcı Önüne çıkararak cezalandırmak, Yapı denetim firmaları ve Denetçi mimar mühendislerini, meslekten ihraç etmeğe kadar. “DAVULU YAPI DENETİM FİRMALARININ SIRTINDA, TOKMAĞI KENDİ ELLERİNE” alarak sistemi korku salarak yürütmeye çalışmaktadırlar.  

-   Mesleki Sorumluluk Sigortası sisteme dahil edilmelidir. Yapı Denetim Kuruluşlarının kurumsallaşarak gelişmelerini sağlayacak şekilde kurulmaları sağlanmalıdır. İlgili İdareler ile yaşanan yetki ve sorumluluk çatışmaları ortadan kaldırılmalıdır. Yapı Denetim Sistemini yürütecek, ikincil ve üçüncül mevzuatı oluşturabilecek bağımsız bir yapı oluşturulmalıdır.  Yapı üretim sürecinin asıl yürütücüsü olan Müteahhitlik Kurumu düzenlenmelidir. Denetleyen ile denetlenen arasındaki ekonomik ve ticari bağ tamamen koparılmalıdır. Bu konu yeteri kadar konuşuldu ama halen Bağımsız iş Dağıtımı kanun beklenmektedir. Yapı Denetim Kuruluşlarının faaliyetlerini denetlemek ve haksız rekabeti önlemek amacıyla Yapı Denetim Kuruluşları Birliği kamu kurumu niteliğinde yasal bir kuruluş haline getirilmelidir. Yapı denetim sektöründe çalışan, mimar mühendisler ve diğer aktörleri, yapı denetim işini özendirecek, teşvik edecek faaliyetlerde bulunulmalıdır. Aksi halde sistemin gerçeklerini bilen kişi ve firmalar sistemden çekileceklerdir.

Yukarıda saydığımız hususları da içerecek yeni yapı denetim kanunu bir an önce tüm tarafların katılımı ile hazırlanarak halen yürürlükteki mevzuatın eksikleri ve yanlışlarından doğan kusurların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Aksi halde yapı denetimi sistemin varlığından rahatsızlık duyan müteahhit lobileri ve diğer tarafların çabaları ile yapı denetim sisteminin asıl unsurları olan yapı denetim kuruluşları ayakta kalamayacak ve sistem kendiliğinden ortadan kalkmış olacaktır. Sistemin başıboş kalmasının meydana getireceği yapı üretim sürecinin ortaya çıkaracağı güvensiz yapı stoğunun depremde vereceği can ve mal zaiyatı vebali ve sorumluluğu da gerekli tedbirleri bugün almayanlarda olacaktır. Nasıl ki bugün 19 yıl önceki deprem şehitlerimizin vebali 1999 yılından önce yapı üretim sürecinde bulunan mimar ve mühendisler ile ilgili idare yetkililerinde ve gerekli düzenlemeyi yapmayan devlet yöneticilerinde ise bundan sonra ortaya çıkacak mağduriyetlerin sorumlusu da bizler ve devletimizin bugünkü yöneticileri olacaktır. Yapı Denetimi sistemini tüm ülke sathında yerleşik hale getirerek yapı sektöründe yaşanan sorunları ortadan kaldıracak, yapı denetim kuruluşlarını kurumsallaştırarak vazgeçilmez kılacak, sigorta mekanizmasını da sisteme dahil ederek kamunun uğrayacağı zararı ortadan kaldıracak, kamu kurumu niteliğinde YAPI DENETİM KURULUŞLARI BİRLİĞİ Derneği´nin kurulmasını sağlanmalıdır. Siyasetin oynak olduğu bu günlerimizde, hazırlanmış olan E- DAĞITIM sistemi ile ilgili Yapı Denetimi Kanunu´nun T.B.M.M´den bir an önce çıkarılması için başta Sayın; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN´ın talimatlarını ve Başbakanımız Sayın Binali YILDIRIM ve Çevre ve Şehircilik Bakanımız Ahmet ÖZHASEKİ olmak üzere, tüm tarafların destek ve katkılarını bekliyor ve tüm yapı denetim firmaları adına temenni ediyoruz.

RÖPORTAJ: Aynur ERYILMAZ

Fotoğraflar: Şahika ÖNER











Kaynak: ANTALYA HAYAT

Anahtar Kelimeler: İrfan VAROL diyor
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Turizmin başkenti Antalya´ya Modern bir Galericiler Sitesi yakışır
Turizmin başkenti Antalya´ya Modern bir Galericiler Sitesi yakışır
Antalya Oto Galericiler Odası, Oto Galericiler Sitesi Arsa ve Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi Başkanı İsmail ÇAĞLAR
Günay Aral´la Basma Fistan Giyerim
Günay Aral´la Basma Fistan Giyerim
Ressam, eğitmen, küratör Günay Aral´la beraberiz. Farkındalık yaratan son etkinliği “Basma Fistan Giyerim” projesi üzerine söyleşeceğiz. Sanata bakış açısını öğreneceğiz.
Antalya gibi güzel Antalya gibi güvenli,  Türkiye ye örnek ve model oda…
Antalya gibi güzel Antalya gibi güvenli, Türkiye ye örnek ve model oda…
Antalya Şoförler Odası
 “Stresle Başa Çıkabilirsiniz”
“Stresle Başa Çıkabilirsiniz”
Uzman Psikolojik Danışman Şenol Baygül
GÜNSELİ AKAYDIN ile yaptığım son röportaj
GÜNSELİ AKAYDIN ile yaptığım son röportaj
Kadın ve erkek eşit yaratılmış iki insan
Cinsel istismar suçunun mağdurlarının çocuk ve çocuğun ebeveynleri olduğu unutulmamalı!
Cinsel istismar suçunun mağdurlarının çocuk ve çocuğun ebeveynleri olduğu unutulmamalı!
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doktor Banu Bozkurt
Hamilelikte Ağız Sağlığı ve Diş Bakımının önemi
Hamilelikte Ağız Sağlığı ve Diş Bakımının önemi
Diş Hekimi Rabia Duman ile söyleşi
Uzman Dr. Oya Ermiş ile çoook estetik bir röportaj
Uzman Dr. Oya Ermiş ile çoook estetik bir röportaj
Yeni teknikler, uygulamalar
Tiyatro, dizi, sinema oyuncusu Ferdi ATUNER
Tiyatro, dizi, sinema oyuncusu Ferdi ATUNER
Diclehan METO röportajı
HELICO TERCÜME BÜROSU
HELICO TERCÜME BÜROSU
Burcu Demirörs & Rasim Esen
"Küçük beyinler kişileri, Orta beyinler olayları, Büyük beyinler ise fikirleri tartışır”
"Küçük beyinler kişileri, Orta beyinler olayları, Büyük beyinler ise fikirleri tartışır”
AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Tülay Beşkonak Özçay
Kültür hiçbir zaman yok olmaz
Kültür hiçbir zaman yok olmaz
Türkiye Kahveciler Kıraathaneciler ve Büfeciler Federasyonu Genel Başkanı Murat Ağaoğlu
HİZMETTE ÜRÜN SONSUZ
HİZMETTE ÜRÜN SONSUZ
ALANYA Paşali Kilit Sistemleri Ali Mesut İnal röportaj
"İmplant kullanım süresi 5 - 25 yıl arasında değişmektedir"
"İmplant kullanım süresi 5 - 25 yıl arasında değişmektedir"
Diş Hekimi RABİA DUMAN
Gün boyu sürekli masa başında çalışanlar nasıl beslenmeli?
Gün boyu sürekli masa başında çalışanlar nasıl beslenmeli?
Gonca Yaşar
Antalya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:21 08:01 13:09 15:42 18:00 19:27
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
ALTIN
0
BIST
0
 
Antalya
Parçalı bulutlu
Bugün
29 / 15 °C
Fırtına
Pazar
25 / 14 °C
Fırtına
Pazartesi
24 / 15 °C
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
"Yenileceğinden korkan, daima yenilir."

YILDIRIM BEYAZIT
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4
Yufka ile yapılan böreklerde tepsiye yaydığınız yufkaların üzerine eritilmiş margarin ve sütten oluşmuş karışımı dökerseniz böreklerinize ayrı bir lezzet katarsınız. Yufka ile yaptığınız böreklerin üstüne, böreği fırına vermeden önce bir yumurtayı, bir ş

Börek Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi