“Güzel fotoğraf çekmek için değil, kendinizi ifade edebildiğiniz samimi fotoğraflar çekin”
fotoğraf sanatçısı olan Hakan Yeşil
Tarih: 25.8.2019 13:21:31

Oldukça yaratıcı, başarılı bir fotoğraf sanatçısı olan Hakan Yeşil, fotoğrafa gönül vermiş, tutkuyla fotoğraf çeken, çalışmalarını incelediğiniz zaman sizleri de çok etkileyecek. Çektiği fotoğraflarda mevcut efektler, kullandığı açılar ve renkler, sanatçının etkileyiciliğinin yanı sıra onu farklı da kılıyor. Onu bu kadar başarılı ve farklı kılan yaratıcılığının sırrını diğer merak ettiklerimizle birlikte sorduk, kendisi de tüm içtenliği ile cevapladı…

 

Sizi daha yakından tanımak adına bizlere kendinizden biraz bahsedebilir misiniz? Hakan Yeşil kimdir?

1983 yılında Konya´da doğdum. 2002´de Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi fotoğraf bölümünü kazandım ve küçük ayrılıklar dışında o günden beri Antalya´da yaşıyorum. Yine mezun olduğum bölümde serbest öğretim görevlisi olarak fotoğraf dersleri veriyor, ticari anlamda ise tanıtım fotoğrafçılığı yaparak geçimimi sağlıyorum. Bunların dışında sosyal içerikli fotoğraf projeleri hazırlıyorum.

Sizi fotoğraf sanatına ilerlemeye yönelten etkenler nelerdi? Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız? İlk fotoğraf makineniz hangisiydi?

Fotoğraf bölümünü kazanmam ile fotoğraf hayatım başladı aslında. Öncesinde grafik tasarım ile uğraşıyordum. Fakat asıl dönüm noktası belgesel fotoğrafçıları tanıdıkça ve yapılan işleri gördükçe oluştu. Birinci Sınıfta Gülbin hocamız vardı ve o dönem araştırma görevlisiydi. Dersimize girmemesine rağmen, Magnum photos ekibini, World Press Photo da yapılan çalışmaları, belgesel fotoğrafçılar ve foto muhabirlerini büyük bir özveri ve heyecanla bize anlatıyordu. İnsanlara ve yaşadığım hayata karşı sorumluluk hissi had safhadaydı. Belki ben de bu şekilde bir fayda sağlarım diye düşünüyordum. O dönem belgesel fotoğrafçı olmaya karar verdim. Meraklı bir insanımdır. Fotoğraf makinesi insanları tanımam gezebilmem ve merakımı gidermem için ise bir araç oldu. Mesai yapar gibi sokaklarda dolaşmaya ve insanların gündelik hayatlarını çekmeye başladım. Bu geziler projelerin başlangıç noktasını oluşturdu hep. İlk makinem ise Canon a1 idi. Onu da okuldan bir hocama satmış ve yedi yıl sonra sattığım fiyata geri satın almıştım. Tertemiz bakmış sağ olsun. Ara sıra film takıp çekiyorum.

Peki, hangi alanda fotoğraf çekmekten daha çok hoşlanıyorsunuz?

Dediğim gibi sosyal içerikli projeler üretmeyi ve sokak fotoğrafları çekmeyi seviyorum. Her yaptığım işi yayınlamıyorum fakat beni mutlu eden, anlamlı, lekesi ve ışığı güzel olan fotoğraflar da çekiyorum. Bunlar bazen göz tembelliği oluşmasın diye çektiklerim oluyor ve müthiş bir fikre kapı aralayabiliyor. Mesela bilgisayar başında çalışmak zorunda olduğum zamanlarda sabah odama giren ışığı incelemeye başladım. Çok eğlenceli ve soyut fotoğraflar çıkmaya başladı. Bunlardan da bir seri yapıyorum.

Fotoğraflarınızı çekmeden önce bir hazırlık yapıyor musunuz? Yoksa sadece anı mı yakalıyorsunuz? Bu konuda yeni başlayanlara tavsiyeleriniz olabilir mi?

Fotoğraflarımı bir projeye dönüştüreceksem eğer her şeyden önce benim o konuda samimi olduğumdan emin olmam gerekiyor. Kendinizi kandıramazsınız. Ayrıca sadece siz değil karşınızda duran, fotoğrafladığınız kişiler de sizin için zaman harcıyor, ümitleniyor. Onların da hakkını düşünmelisiniz. Eğer o konuyu içselleştiremiyorsam devam etmiyorum. Çeksem de bitmiyor proje. Örneğin Antalya´da yaşamak üzerine yaklaşık yedi sekiz yıldır çalıştığım bir hikayem var ve bunun için Antalya´nın tarihini inceliyorum, kentleşme üzerine kitaplar okuyorum, insanlarla sohbet edip, fikirlerini alıyorum. Sokakta çekim yapıyorsam da aklımı boşaltmaya çalışıyorum. Yetiştirmem gereken bir iş, sıkılgan bir halim varsa fotoğrafla oyalanmıyorum. Kötü veya kendinizi tekrar ettiğiniz fotoğraflar çıkmaya başlıyor bu sefer bu da sizi hem o konudan hem de fotoğraftan soğutuyor. Yeni başlayanlara ise cep telefonuyla fotoğraf çekmeye başlamalarını ve sadece fotoğrafla değil diğer sanat dallarından çıkan eserleri incelemelerini, araştırmalarını tavsiye ederim. Ve güzel fotoğraf çekmek için değil kendinizi ifade edebildiğiniz samimi fotoğraflar çekmeniz için çaba sarf etmelisiniz.

Fotoğraf çekerken dikkat ettiğiniz unsurlar neler?

İnsanların doğal anlarını yakalamaya çalışıyorum ve portre çektiklerim haricinde ki onlar kendini belli ediyor hiç müdahale etmiyorum. Mekanda kendimi unutturmaya çalışıyorum, küçük bir oda içerisinde fotoğraf çekmek için orada olduğumu bilseler bile gözlemliyorum ve ortamın bir parçası olmaya çalışıyorum ve istediğim fotoğrafı alıncaya kadar bekliyorum. Bugün olmazsa, yarın yine. Sokakta çekim yaparken ise güzel bir mekan bulduğumda oraya uygun tiplerin gelip geçmesini bekliyorum. Ani hareketlerden kaçınıyorum. Her şeyden öte, insanlar ile gülerek ve gözlerine bakarak iletişim kuruyorum. Sonra zararsız olduğumu düşündüklerinde sokakta da beni unutup kendi hallerine bürünüyorlar ve bende fotoğraflıyorum. Bazı fotoğraflarda ise bir anlık hissediyor ve çekiyorsunuz. Bu hissi de zaten sizin birikimleriniz tetikliyor. Bu şanstan öte birşey. Teknik açıdan ise fotoğrafa sonradan müdahale etmeyecek şekilde pozluyor ve kadrajlıyorum.

Beğendiğiniz ya da tarzını sevdiğiniz/esinlendiğiniz amatör ya da profesyonel fotoğrafçılar var mı? Varsa bizimle paylaşmak ister misiniz?

Çok var. Ama öğrencilik yıllarımdan beri severek ve hala keyifle, iştahla işlerine baktığım kişiler; Nikos Economopoulos, Ahmet Polat, Jonas Bendiksen,  Alec Soth, Paolo Pellegrin´dir.

Günümüzde fotoğraf sanatı ile uğraşan birçok insan var ve rekabet diğer sanat dallarında olduğu gibi çok fazla; fakat hangi dal olursa olsun sanatçı sıfatını kazanabilmek gerçekten çok emek isteyen bir süreç. Siz bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Rekabetin olması fotoğrafın değerini veremeyen sanatsal, kültürel ve entellektüel bir birikime sahip olmayan toplumdan kaynaklanıyor. Yani iyi ile kötüyü ayırt edemedikten sonra sizden farklı olan herkes sanatçı olabilir. Birisi çıkar sanat eğitimi almıştır ve onlarca sergi açmış sanatçı dersiniz, oysa kendini ifade etmekte zorlanan özgür düşünemeyen dolayısıyla üretemeyen üretse de taklitten öteye geçemeyen sadece etiket sahibi bir kişidir. Sanatçı olduğunuza siz karar veremezsiniz. Toplumda karar veremez aslında. Zaman gösterir. Ben sanatçı olmak için özel bir çaba harcamıyorum işlerimin samimi olmasına ve kendimi doğru ifade etmeye çalışıyorum.

Geçmişte gerçekleştirdiğiniz veya ileride gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeleri bizlerle paylaşabilir misiniz?

Tabi. İlk projeme öğrenciyken yaklaşık 8 ay kadar inşaat işçilerini fotoğraflayarak başladım. Grafik tasarımla uğraşmamın da etkisiyle inşaatın grafiksel yapısının cezbiyle ve rahat iletişim kurabileceğimi düşündüğüm işçilerle çalıştım. Daha sonra bitirme projemi görme engellileri fotoğraflayarak tamamladım. O dönem fotoğrafa çok idealist yaklaşıyordum ve varım yoğum fotoğraftı. Göz en önemli organımızdı benim için. Bunun baskısından kurtulmak ve görmeyenler bu hayatı nasıl algılıyor acaba düşüncesiyle fotoğraflamaya başladım. Ve inanılmaz tecrübeler elde ettim, hala görüştüğüm dostlarım oldu. Projeyi ise okuldan sonra yayınlamadım çünkü hüzünlü bir işti. Okul bittikten sonra 2.5 yıl Antalya´dan ayrıldım ve projeye ara vermek zorunda kaldım. İyi de oldu. Döndüğümde artık onların mücadelesine hayatlarına odaklanmak istedim. Şampiyon yüzücülerimiz var, öğretmenlerimiz var. Daha mutlu ve azim dolu bir proje olmalıydı. Antalya ile ilgili hikayemi bitirince görme engelliler ile projemin ikinci bölümünü bitireceğim inşallah. Antalya´dan ayrıldığım bu süre içerisinde ise Dubai´deydim ve göçmen işçileri fotoğrafladım. Bu projeye yönelme sebebim de gurbeti gözümde çok büyütmemdi. Ben nişanlanıp gitmiştim ve orada kazandığım parayla master yapmak için Avrupa´ya geçme planım vardı. Çalıştığım şirket bir türlü iş düzenini tutturamadı aylarca boş kaldık. Sevgili, memleket hasreti derken boş da olunca sokaklarda fotoğraf çekmeye başladım. Oysa Asya´dan Doğu´dan gelen insanlar üç kuruşa yıllarca orada çalışıp ailesini görmeden yaşıyorlardı. Sadece sıradan bir hayat için. Ben de onları fotoğraflamaya başladım. Güzel samimi bir iş olduğuna inanıyorum. 2010 den beri ise devam eden projelerim var bunlardan biri Antalya, birisi de turizm üzerine. Son olarak hayalim konaklama ve ofis sorununu ortadan kaldıracak bir araç ile uzun bir Türkiye yolculuğu yaparak yerleşim yerlerini ve insanları fotoğraflamak istiyorum. Bunu sonlandırdıktan sonra edindiğim tecrübe ve bir karavanla karayolundan Türkistan´a kadar süren bir hikaye var kafamda bakalım.

Gitmekten her defasında keyif aldığınız nereler var? 

Çok gezemiyorum fakat Vietnam´a eşim ve kızımla tekrar gitmek istiyorum. İnsanlar pozitif ve mutluydu. Kendinizi güvende hissediyorsunuz. Onun haricinde ormanları kışın da deniz kenarını çok seviyorum.

Fotoğraf çekimleriniz esnasında başınızdan geçen bir anınızı Antalya Hayat Dergisi okuyucularıyla paylaşmak ister misiniz?

Görme engelliler üzerine çalışırken bir de anket yapmıştım. Doğuştan görme engelli 15 yaşlarında bir kız çocuğu vardı ve O´na en çok neyi görmek isterdin diye sordum. O da “görüp de neyi göreceğiz ki!” diyerek net bir cevap vermişti. Bellekte en ufak bir görsel imge oluşmuyor çünkü. Oysa anlatmaya çalışın bakalım renkleri, doğayı, insanları. Deli misin sen dünya ne kadar güzel; gez, gör bitmez deyin. Bende bu sözü düşünerek bilinmez bir fikir için “Görmeden neyi bileceksin ki” diye düşünür ve kendimi motive ederim.

Manipülasyon ve Photoshop´a sıcak bakıyor musunuz?

Manipüle etmek zaten belgesel ve sokak fotoğrafçılığının doğasına aykırı. Sadece ufak tefek pozlama telafileri yapıyorum. Fotoğraf çekmek gibi manipüle etmek de bir araç aslında, aklınızdan geçenleri bu yola başvurarak anlatabiliyorsanız hiçbir sorun yok. Yalanınıza alet ediyorsanız sorun var.

Fotoğraf çekerken hiç sorunlarla karşılaştınız ya da problemler yaşadınız mı?

Çok ciddi bir sorunla karşılaşmadım. Şu an aklıma gelmedi açıkçası.

Genellikle insanlar hobi olarak dağlara çıkar, yürüyüş yapar, balık tutar, fotoğraf çeker. Peki, bir fotoğrafçının hobisi nedir? Fotoğraf dışında yaptığınız şeyler nelerdir,  nelerden hoşlanıyorsunuz?

Çizim yapıyorum, grafiksel karakalemle. Çevre ve ortam seslerini kaydetmeyi seviyorum. Bunlarla bir düzenleme yapacağım keyifli oluyor. Makinesiz yürüyüşlere çıkıyorum, o varken ister istemez güzel bir an gördünüz mü tepkisiz kalamıyorsunuz.

“Türkiye Fotoğrafçılığı” hakkında ne düşünüyorsunuz, kıyasladığımızda nerde görüyorsunuz ülkeyi?

Sanat koleksiyonerleri ve eser alıcısı çok çok az. Ayrıca çok fazla taklit iş var. Diğer bienallerden ve sanat fuarlarından gereğinden fazla esinlenip gelen bir kısım oluştu. Özgün iş yapan insanlar da pr konusunda sıkıntı yaşıyor ve işlerini tanıtmakta zorlanıyorlar. Sanatın merkezine İstanbul, diğer her yere ise taşra gözüyle bakılıyordu bu düşünce son yıllarda yeni oluşumlarla kırılmaya başlandı. Belgesel fotoğrafçılar zaten hiçbir şekilde destek alamıyorlar. Yaptığı çalışmalarla hayatını geçindiremediği veya yeni projelerine bütçe ayıramadığı için de fotoğrafın başka alanlarından para kazanmaya çalışıyorlar, bu da vakit kaybı ve gözün soğumasına neden oluyor. Çoğu pes ediyor zaten. Vakıflar projeye göre değil şahıslara göre destek oluyorlar. Vakfın fikrine uyumlu olma düşüncesi görmezden gelinemiyor. Hele ki şimdi kimseyi eleştiremiyorsunuz kim size destek olacak.

Son zamanlarda yenidünya - yeni medya düzeni gibi kavramlar ortaya çıktı. Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde insanların üzerinde oynayabildikleri, efekt uygulayabildikleri hazır programlarla fotoğrafların paylaşıldığı bir çok platform var. Siz sosyal medya kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni medya düzeni daha özgür bir alan oluşturdu. Fakat bu sefer de teyit etme kaygısı başladı. İnsanları çok yoruyor, çünkü çok fazla manipülasyon ve troll hesap var. Kurumsal medyalar bile bu troll hesapların fikirlerini haberin kaynağı olarak gösterebiliyor. Nasılsa hesap soran yok. Yine de yepyeni 2020 model bir medya düzeni de kursanız gazeteciler bağımsız olmadığı, medya şirketlerinin siyasi partiler ve vakıfların ellerinde oyuncak olduğu sürece değişen bir şey olacağını sanmıyorum. Şekil değiştiriyor sadece. Sosyal medyada fotoğrafın kullanımı ise ayrı bir durum. İnsanlarasla bir daha bakmayacağı fotoğrafları deli gibi çekiyorlar. Ve o güzel anı hiç ediyorlar. Kişiler artık başkalarına göre yaşamaya alıştı. Kendileri olmaktan uzaklaşıyorlar.

Elinizde sihirli bir değnek olsa fotoğraf - fotoğrafçılık adına ne olmasını sağlardınız?

Elinizde sihirli bir değnek olsa denince hep aklıma “Dünya Erik Güzeli” karikatürü geliyor. Değnek olsa biz de yerdik onu kullanamazdık.

Çektiğiniz fotoğrafları ve sizi yakından takip etmek isteyenler size nereden ulaşabilir?

hakanyesil.com kişisel web sitem. Sosyal mecrada Instagramı daha aktif kullanıyorum. instagram.com/hakanyesil. Onun haricinde ticari işlerimi de hopimages.com dan görebilirsiniz.

röportaj: Aynur ERYILMAZ

 











Kaynak: ANTALYA HAYAT

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Ortadoğu ülke liderlerinin vazgeçemediği usta şef: Hüseyin DOĞRUÖZ
Ortadoğu ülke liderlerinin vazgeçemediği usta şef: Hüseyin DOĞRUÖZ
Avrupa ülkesi birçok Başbakanın menüsünü hazırlayan usta
Avrupa Ekonomi Ticaret ve Sanayi Odası Avrupa Birliği Entegrasyon Başkanı  Mete Kaçar
Avrupa Ekonomi Ticaret ve Sanayi Odası Avrupa Birliği Entegrasyon Başkanı Mete Kaçar
İnsanlık için en büyük, hayırsever hareket
MAGAZİN TOPLUMU OLDUK
MAGAZİN TOPLUMU OLDUK
Şikayet etmek, suçlu aramak yerine çevre için katılımcı olmamız daha iyi olmaz mı?
‘´BELLA FİT PİLATES´´ İŞLETMECİSİ CEREN UYSAL´LA SÖYLEŞİ
‘´BELLA FİT PİLATES´´ İŞLETMECİSİ CEREN UYSAL´LA SÖYLEŞİ
Reformer Pilates egzersizi mutlaka denemelisiniz
“Hayalinizde ki sağlıklı ve muhteşem saçlara kavuşun”
“Hayalinizde ki sağlıklı ve muhteşem saçlara kavuşun”
İstanbul Hair Center
MSC Cruıses olarak 2,5 milyon kişiye hizmet verdik.
MSC Cruıses olarak 2,5 milyon kişiye hizmet verdik.
MSC Cruıses hakkında merak edilenleri Ticari Direktör Burak ÇALIŞKAN yanıtladı…
UTEF) Uluslararası Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı, Güldane KAYA
UTEF) Uluslararası Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı, Güldane KAYA
“nerede bir engelli var? Biz onlara bir nefes kadar yakınız”
Antalya´nın gururu Bayan DJ NİMET, en güzel eğlencelerin garantörü
Antalya´nın gururu Bayan DJ NİMET, en güzel eğlencelerin garantörü
dolu dolu bir akşam isteyenlere en güzel eğlencelerin garantörü
SERHAT GÜNER TURİZM ACENTESİ
SERHAT GÜNER TURİZM ACENTESİ
Şahika Öner röportajı
HASRET BİTİYOR  “Efsane geri dönüyor”
HASRET BİTİYOR “Efsane geri dönüyor”
MHP Finike Belediye Başkan Adayı, Nail Dülgeroğlu
DEPREMLERİ FISILDAYAN ADAM
DEPREMLERİ FISILDAYAN ADAM
Bölgeleri ve fayları inceliyorum
ALANYA BELEDİYESİ BAĞIMSIZ BAŞKAN ADAYI, İbrahim Akdağ
ALANYA BELEDİYESİ BAĞIMSIZ BAŞKAN ADAYI, İbrahim Akdağ
HER ŞEY RÜYA ŞEHİR ALANYA ve ALANYA HALKI İÇİN…
Kalite ve uygun fiyat Göksel Ayakkabı
Kalite ve uygun fiyat Göksel Ayakkabı
Malzeme deri taban CE standartlarına uygun. İşçilik kusursuz ise o ayakkabı kalitelidir.
“2019 yılı kadınların yılı olacak”
“2019 yılı kadınların yılı olacak”
Astrolog SARE PALASKA
 “Miras beklenmeden gelen bir güç ve kimse kaybetmek istemez”
“Miras beklenmeden gelen bir güç ve kimse kaybetmek istemez”
Siz eşit paylaşım yapar mıydınız?
Antalya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:21 08:01 13:09 15:42 18:00 19:27
DOLAR
5.6007
EURO
6.3090
ALTIN
0
BIST
0
 
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
"Yenileceğinden korkan, daima yenilir."

YILDIRIM BEYAZIT
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.(Çok yalan söyledikleri için olmasın) -İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Bir rivayete görede gözleri açık hapşırı

İlginç Bilgiler 2
Çorbanızı kısık ateşte pişirerek lezzetini artırabilirsiniz. Pişirme esnasında çorbanıza ekleyeceğiniz su mutlaka sıcak olsun. Çorbalarınızda tuzu fazla kaçırırsanız bir patatesin kabuklarını soyun ve dörde bölerek çorbanın içine atın. Patatesler yumuşa

Çorba Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi