FOTOĞRAF SANATÇISI, GEZGİN VE YAZAR MİNE CANDAR
ben fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, evet ben hayatı seviyorum
Tarih: 24.1.2017 22:52:11

Önce sizin kelimelerinizle kendinizi nasıl tanımlarsınız, yani MİNE CANDAR kimdir?

Mine CANDAR, 1970 yılında İstanbul´da doğdum. Lise ve Üniversite eğitimini İstanbul´da tamamladım. Antalya´da bir Kamu kuruluşunda Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü olarak görev yapmaktayım. İş yaşamımla birlikte yurtiçi ve yurtdışı geziler yapmaya hobi düzeyinde başladım ve zamanla bu konuda daha profesyonel duruma geldim ve bu alanda ürünler vermeye başladım. Bunlar arasında çeşitli dergilerde ve kitaplarda yayınlanan gezi yazılarım bulunmaktadır. Küçük yaştan beri fotoğrafçılıkla ilgileniyorum bu alanda düzenlediğim sergiler de devam etmektedir. Antalya, Çorlu, Mersin, Tarsus ve Ankara ve İstanbul olmak üzere toplam 14 kişisel fotoğraf sergilerim gerçekleşmiştir. Farklı coğrafya ve konularla ilgili yeni projeleri devam etmektedir. En büyük hedefim ve hayalim bu konudaki birikimlerimi il il sergilemek ve elbette ki ülkemizi de yurtdışında temsil etmek ve tanıtmaktır.

 

Sizin için fotoğrafçılık nasıl başladı? Fotoğraf çekmek sadece deklanşöre basmak mıdır?

Fotoğraf sanatı aslında dünya coğrafyalarını gezmekle başladı. Tarih, coğrafya, mitoloji ve arkeoloji merakım yeni kültürler ve etnik yaşamları görüntülemek arzusu beni bu konuda daha da profesyonel hale getirdi. Fotoğraf çekmek elbette deklanşöre basmak değildir. Ben fotoğrafı gönül gözü ile çekiyorum ve çektiğim tüm karelerde gerçek hayattan tamamen doğal kurgusuz yaşanmışlıkları görmenin dışında hissedebilirsiniz.

 

Sokakta fotoğraf çekmenin adabı var mıdır?

Sokak fotoğrafı çekmek için elbette çok iyi bir gezgin ve çok iyi bir gözlemci olmanız gerekiyor. En çok sevdiğim fotoğraf tarzıdır sokak fotoğrafçılığı çünkü ben bir gezginim ve ruhum hep sokaklarda ve sokaklar yaşamın ta kendisidir. Gezdiğim ülkelerde mutlaka bilmediğim sokak aralarına dalarım ve kaybolurum, bir yeri öğrenmenin en iyi yolu kaybolmaktır. Keşif duygusunu çok seviyorum, o yüzden derler ki;  bir gezgin gittiği aynı yoldan geri dönmezmiş, başka yol bulur başka hikayeler yaşayarak yol alırmış. Sokak fotoğrafı çekerken öncelikle olduğum coğrafyanın insanı gibi yaşamaya çalışıyorum, onlarla sohbet ediyorum, dostluk kuruyorum, kültürleri ile ilgili her şeyi öğrenmeye çalışıyorum. Bilmediğin bir kültürü sadece deklanşöre basarak sokağın ruhunu fotoğrafa yansıtamazsın. Herkesin bildiği klasik görüntüleri dışına çıkmaya çalışarak yaşamdan kareler oluşturuyorum. Fotoğrafçılıkta “Sanatta Gerçekçilik” akımından etkilendiğim için gördüğüm olayları bütün gerçekliğiyle yansıtıyorum, merkezdeki objenin etrafında yan unsurlar bulunsa da bu durum kompozisyonun anlatım gücünü azaltmaz, aksine bunu tamamlayıcı bir unsur haline getirir. Özellikle kompozisyon yönünden sağlam bir yapı oluşturduğum ve kadrajımın çok isabetli olduğu görülür. Buna karşılık ortamın ışık durumu, nesnelerin hareketli oluşu gibi sorunları çözmek için fotoğrafçılık teknikleri kullanmaya fazla vakit harcamam, bu tekniklerin yeterli olup olmadığı konusu bile kompozisyonun gücü ile geri plana atılıyor zaten. Gezilerimde gittiğim ülkelerin halkıyla hemen kaynaşabilen sıcak karaktere sahip olduğum için “fotoğrafçı” ve “fotoğrafı çekilen kişi” arasında ilk anda oluşan soğukluğu kolayca aşabilmenin avantajını her zaman elimde bulunduruyorum.  Bu özelliğim ile çektiğim fotoğraflardaki “yaşamın gücü”, “yaşam sevinci” ve “yaşam mücadelesi” gibi kavramlar fotoğrafladığım karelerde açıkça ortaya çıkacaktır.

 

Gezerken çekilen fotoğrafa belgesel fotoğraf diyemez miyiz?

Kendimi bildim bileli geziyorum, seyahat etmek yolda olmak bir yaşam biçimi benim için. Yerleşik yaşamak ruhuma çok aykırı çünkü özgür bir yapıya sahibim tıpkı sokakta olmak gibi. Dünyanın birçok ülkesini gezdim ve o kültürlerle kucaklaşıp kendi içimde büyüdüm de büyüdüm. Bu birikimlerim hem kültürel anlamda hem fotoğraf anlamında elbette belgesel niteliği taşıyor. Çünkü ben hiçbir zaman bir turist olarak gezmedim. Her zaman gittiğim coğrafyaya ait oldum, oralı oldum ve bunu hissederek fotoğraflarıma yansıttım. Bu fotoğrafların hepsi belgesel niteliğindedir, zaman akar ve ben zamanı bu kareler ile dondurarak belgeledim ve gidemeyen göremeyen insanlarla paylaşarak mutlu oluyorum.

Bir sonraki gezi düzenleyeceğiniz coğrafyayı neye göre belirliyorsunuz?

Aslında genelde akışta oluyorum, iç sesime göre hayat beni yönlendiriyor. Hayatı okumak diyorum ben buna yoldadır yolcunun bilgeliği.

 

Gezmek konusunda bir stiliniz var mıdır? ‘Çanta sırtımda spontane bir şekilde gezmeyi mi seviyorum´ mu dersiniz yoksa ‘hayır, otelim ayarlanmış, kalacağım yerim belli programım tamamen tamamlanmış olsun ki daha verimli bir gezi olsun´ mu dersiniz?

Gezmek konusunda elbette bir stilim var adı üstünde ben bir gezginim bildiğiniz sırt çantamı yüklenir ve yola çıkarım. Şöyle dile getireyim naçizane bir yol şiirim ile yağmur olasım volkan olasım, dalda rengarenk bir kuş olasım, belki de baykuş olasım var. Kendimi yoldaş edip zamanı yarasım, sırt çantamı yüklenip toz olasım var.

 

Peki, çantanızda neler var? Yani bir geziye çıktığınızı farz edersek?

Çantamda her şeyden önce elbette fotoğraf makinam, yol haritam, çok kıymetli bir yerlere sığdıramadığım canım pasaportum ve yürek. Yol zordur, yol arkadaşı olmak ta zordur o yüzden ne kadar az eşya o kadar iyi. Bir gezginin eki eli de daima serbest olmalıdır, o yüzden sırt çantası ile seyahat etmeyi tercih ediyoruz. Benim gezginlere tavsiyem kimsenin yolda birbirine yük olmaması için minimum eşya ile gezmek, sağlam bileklikli bir spor ayakkabısı ve gideceğiniz coğrafya koşullarına uygun kıyafetler almak bu hem kültürel anlamda hem de etik anlamda. Başka bir şeye gerek yok, her yerde her şey var zaten ben extra olarak kullandığınız ilaçlarınızı yanınızda götürmenizi tavsiye ederim. Hintlilerin felsefik bir sözü vardır, bu dünyada ne kadar çok malınız varsa o kadar çok ruhsal yükünüz var demektir. Yani yükünüzden kurtulun.

 

Fotoğraf bakmak mı yoksa fotoğraf okumak mı daha çok geliştiriyor fotoğrafçılık anlamında?

Fotoğraf bakmak mı yoksa fotoğraf okumak mı derseniz¸ fotoğraf bir aşktır gerçekten. Fotoğraf kulübü üyesiyim aynı zamanda ve tüm arkadaşlarımı fotoğraf gezilerimizde fotoğraf çekerken izliyorum, görüyorum ki herkes bu sanata aşık ve o yüzden oradalar. Biz fotoğrafçılar hem bakarız hem görürüz hem hissederiz. Usta fotoğrafçıların fotoğraflarını da takip ediyorum tabi ki çağımız bilişim çağı iletişim çok kolay artık

 

Çalışmalarınızda seyahat ve sokak fotoğraflarının ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Kurgu yerine kendi halinde akan yaşamı fotoğraflamanızın nedeni nedir?

Çok güzel bir soru gerçekten. Bu tamamen gezgin kimliğim ile ilgili. Ben yaşanmışlığı, doğallığı çok seviyorum. Mesela sokakta bir portre çekeceğim diyelim asla bana bak poz ver, sağa dön, ışığa çık gibi yönlendirmeler yapmam. Kendim o kişi etrafında dönerim uygun an, zaman ve ışık yakalarım işte bu başarıdır ve gerçekten işte o fotoğrafın ruhu o zaman vardır. Sokak fotoğrafçılığının en güzel yönü budur, doğallık, gerçek, yani fotoğrafın ta kendisi benim için. Ben özellikle festivalleri de çok severim nedense mutlu insanları görüntülemek ruhuma daha çok uygun. Hayatı seviyorum, çocukları, yaşlıları, hayvanları, doğayı seviyorum ben fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, evet ben hayatı seviyorum.

İyi bir gezi fotoğrafı nasıl çekilir? Özellikle dikkat ettiğiniz kriterler var mı?

İyi bir gezi fotoğrafı,  gittiğin coğrafyanın, kültürün ve yerli halkın ruhunu hissedip oralı olduğunda çekilir. Fotoğrafçı olarak dört dörtlük bir ekipmana bile sahip olsanız bu ruha sahip değilseniz kurgu fotoğrafları çeker herkes olur dönersiniz. Seyahat fotoğrafçılığı çok farklıdır ve çok zordur. İyi bir gözlemci, iyi bir gezgin, saygılı ve sıcakkanlı olmanız gerekir. Seyahat ettiğiniz coğrafyanın kültürünü, değer yargılarını bilmeli ve ona göre hareket etmelisiniz yani uyum çok önemli. Görüntü alırken hem karşı tarafa saygı duymalı hem de kendi güvenliğinizi düşünmelisiniz. Örneğin bazı kültürlerde fotoğraf çekmek görüntü almak ruhunu çalmakla eşdeğer yani bunun gibi geleneksel bilgi ve tabuları bilmek gerekir. Kısaca gideceğiniz coğrafyanın her türlü yaşam kültürünü inceleyip okumalı ve ön bilgi ile gitmelisiniz.

Bir bayan olarak zorlandığınız anlar oldu mu? Başınıza gelen ilginç bir hikayenizi bizimle paylaşır mısınız?

Oldu elbette, ben arkadaşlarım ve fotoğrafçı dostlarım ile seyahat ediyorum elbette ama genelde yalnız seyahat etmeyi de çok seviyorum. Yalnız seyahat etmekten hiç bir zaman korkmadım ve sıkılmadım. Yol keşiftir, yol hikayedir, yol fotoğraftır, hem yolda olmak iyidir, ulaşacağınız noktaya keşfe gitmenin heyecanı ile kendi iç yolculuğunuzu yaparsınız. Dünyadaki tüm bilgelere bakın kendini buluş olgunluğa ermek ve hayatı anlamak hep iç yolculuktan geçer. Bazı coğrafyalara yalnız bayan olarak seyahat etmek zor o yüzden oralara gruplar oluşturarak seyahat ediyoruz.Macera gezileri hep yeni şeyler öğrenmekle geçer, öğrendikçe artarsınız, çoğalırsınız güzelleşirsiniz ya da böyle olursunuz;   Sri lanka da Sigiriya´ya doğru yola çıktık. Habarana kentine kadar yol çok güzeldi. Fakat Habarana - Sigiriya arası vahşi yaşam bölgesinden geçen, asfaltı bozuk, etrafı elektrikli çitlerle çevrili, koruma altına alınmış. 13 kilometrelik yol bitmek bilmedi bir türlü. Neden mi? Cangılın tam ortasından her tarafı vahşi fil ve birtakım hayvan gübreleri, inanılmaz bir sessizlik, sadece fillerin homurtuları ve bizim tırsık nefesimiz duyuluyor… Neyin, nereden, ne zaman çıkacağı belli değil. Motorsikletimizin üzerinde tazecik et şeklinde tir tir titreyerek ilerliyoruz. Tabi ki daha sonra başımıza geleceklerden habersiziz. Sigiriya´ya ulaştığımız ilk yarım saat içinde motorsikletimizin önüne 2 metre kadar boyunda, siyah kayış gibi bir kobra yılanı çıktı, o kadar zor durduk ki, neredeyse motorumuz yılanın üzerine devriliyordu. Başını yelpaze gibi kaldırmış, çatallı dilini sallıyordu, sıcak sıcak bakıştık, iki tıslayıp helalleşti sağ olsun, ancak yutkunabildim.
Otelimiz milli parkın hemen bitişiğinde. Gerçi bu ülkenin her yeri vahşi ya. Bu tropikal ormandan gelen cıvıl cıvıl kuş sesleri kandırdı beni. Biraz ormana daldık genellikle tik ağaçları, abanoz ve hint inciri ağaçları ile kaplı. Burada genellikle vahşi filler, manda, leopar, ayı, her çeşit maymun, ve geyikler yaşıyor. Bunların hepsini Yala Milli Parkında yaptığımız safaride gördük. Hele bir ağacın tepesine tünemiş genç ışıl ışıl Leoparı bir saat süreyle seyrettik. Nehirlerde timsahlar, kuru bölgelerde de dev kertenkeleler var. Bu dev kertenkeleler sürekli motorumuzun önüne çıkıyordu, neyse ki buna alıştık. Akşamları bu vahşi yaşam alanında, hayvanlar yerleşim alanına girmesinler diye ses bombası patlatıyorlar. Wild Life bekçileri ağaçların üzerinde tünemişler, kendilerine çalı çırpıdan da barınak yapmışlar. Böyle bir sesle uyandırılacağım aklıma gelmezdi. Bam güm, bam güm, o da ne? Aslan kovalıyorduk ta, siz rahat rahat uyuyun, no problem. Odamızın içinde her türlü haşarat vardı. Kocaman örümcekler, çıyanlar, acayip böcekler. Haa elektrikler de gitti. Ohh kim kime dum duma, keyfimize diyecek yok. Zannederim bir bayan olarak oldukça acıklı bir hikaye oldu.

Fotoğrafla ilgili yapmak istediğiniz bir proje var mı?

Daha önce de söylediğim gibi farklı coğrafya ve konularla ilgili yeni projelerim devam etmektedir. En büyük hedefim ve hayalim bu konudaki birikimlerini il il Türkiye´mizde sergilemek ve elbette ki ülkemizi de yurtdışında temsil etmek ve tanıtmaktır. Bu sene içinde Hindistan´da bir Türkiye sergisi açmayı planlıyorum. Bu kültürel faaliyetler esnasında farklı insanların tanışıp kucaklaşmaları beni çok mutlu ediyor.

 

Dünyada gezdiğiniz yerler içerisinde sizi büyüleyen bir şehir var mı?

Bir gezgin olarak ister ileriye başka yeni diyarlara olsun, isterse geriye taaa paleolitik çağa mağara devrine olsun keşfetmek başlı başına büyüdür. En çok etkilendiğim şehir Hindistan´ daki dünyanın en eski şehri olan ve Hintliler için müthiş spiritüel olan şehir, yeni adı ile Varanasi eski adı ile Benares´tır. Tabi ki buradaki büyülenme öyle Paris gibi, Venedik gibi büyülenme değil. Bu büyülenme tamamen şimdiye kadar bildiklerinin sıfırlanması yeniden çok ilginç bir kültürü öğrenme anlamında. Benares, Hndistan´ın Uttar Prades eyâletinde bir şehirdir.. Hindullarca kutsal sayılan Ganj  nehrinin yanında yer alır ve binlerce yıldır burada ibadet etmek için ülkenin her yanından gelenleri misafir eder.

Varanasi, Tanrı Şiva Vishwanat´ın (Varanasi´nin koruyucu tanrısı) şehri olarak bilinir; Hinduizm´in en kutsal yerlerinden biridir. Birçok inanan, aynı zamanda geleneksel Hindu kültür ve bilim merkezi olan bu şehre 2.500 yıldan bu yana hac için gelir.

Varanasi, dindar Hinduların özellikle tercih ettikleri yerdir. Orada ölmeyi ve öldükten sonra yakılıp küllerinin oraya atılmasını isterler. Nehir boyunca, Hinduların kutsal banyolarını yaptıkları Ghat´lar vardır (Ganj nehri, yılın her döneminde yükselip alçalır. Buna önlem için nehre doğru inen basamaklar yapılmıştır. Bunlara Ghat´lar denir). Bu Ghat´lardan bazıları ölüleri yakmak için kullanılır. Daha sonra küller nehre atılır. Ganj Nehri´nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir. Varanasi´de ise; ölmek ve yakılmak ruhun yeniden dünyaya gelmesine engel olmak demektir .İşte böyle etkilenmemek mümkün değil..

 

Fotoğrafa meraklı olan ve kariyerini bu alanda sürdürmek isteyenlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Fotoğraf bir sanattır benim için öyledir ve hep öyle kalacaktır. Mutlak fotoğraf çekmeyi sevmek ve elbette yetenek gerektirir. Tekniği bir şekilde öğrenirsiniz ama kabiliyetiniz ve aşkınız yoksa bence hiç uğraşmayın. Fotoğraf sanatı ile ilgili her türlü bilgiyi takip ediyorum yeni fotoğraf çekmeye başlayan ve meraklılara da mutlaka eğitim almalarını ve sahaya çıkarak özellikle de fotoğraf dernekleri ile iletişimde olmalarını tavsiye ediyorum. İyi bir fotoğrafçı olmak emek ister.

 

Son olarak klasik bir soru çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?

Ben de çok güzel bir cevap vereyim; yoldadır yolcunun bilgeliği, tozunu yutar yolların bu gezgin yüreğinde sevgisiyle, yolun öğrettiği bilgisiyle ve sırt çantasını omuzlar gezgin, deklanşörün ezgisiyle. Işığımız bol olsun.

Röportaj: Aynur ERYILMAZ











Kaynak: ANTALYA HAYAT

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
İyi beslen,Tarz ol, Fit ol…
İyi beslen,Tarz ol, Fit ol…
Beslenme Uzmanı Diyetisyen, FATMA ALTINTAŞ KAPLAN
TATLI VE KEYİFLİ BİR MOLA VERMEK İÇİN
TATLI VE KEYİFLİ BİR MOLA VERMEK İÇİN
Nermin Kalender- İbrahim Kalender
(TÜÇİAD ) Türkiye Çin Halk Cumhuriyeti İşadamları Dostluk ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İnşaat Mühendisi ve Öğretim Görevlisi,  Kemal Koçak
(TÜÇİAD ) Türkiye Çin Halk Cumhuriyeti İşadamları Dostluk ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İnşaat Mühendisi ve Öğretim Görevlisi, Kemal Koçak
‘´2019 yılı Türkiye´de Çin Yılı ‘´ilan edilmeli
Prof. Dr. Cengiz Ermiş
Prof. Dr. Cengiz Ermiş
Kalp krizi ile röportajı
Astroloji Danışmanı ve Eğitmeni Pınar GÜREL,
Astroloji Danışmanı ve Eğitmeni Pınar GÜREL,
Ayrıca 2018 yılında en şanslı burç hangisi olacak?
İçi dışı bir, cıvıl cıvıl  Vj Bülent ile dobra dobra…
İçi dışı bir, cıvıl cıvıl Vj Bülent ile dobra dobra…
Neden Yunanistan?
Şükran AKCA
Şükran AKCA
“Haklarımızı bizden daha çok hiç kimse koruyamaz. Haklarımızı öğrenelim, bilelim ve sahip çıkalım.”
“Antalya´da kuaför olmak bir ayrıcalıktır”
“Antalya´da kuaför olmak bir ayrıcalıktır”
Prenses Kuaför
Yapımcı Şahin ÖZER
Yapımcı Şahin ÖZER
“İnsanları hayal kırıklığına uğratmamak, boşluğa düşürmemek adına jürilik tekliflerini geri çevirdim”
Ressam, Münevver Kısacık
Ressam, Münevver Kısacık
İlham perisine inanmam ama içinde evet şuan yaratmalıyım diye bir dur.
“Erzincan ile Antalya arasında gönül köprüsü kuracağız”
“Erzincan ile Antalya arasında gönül köprüsü kuracağız”
Antalya Erzincanlılar Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği başkanı; Mustafa İlhan
YEREL YÖNETİMLERLE EL ELE
YEREL YÖNETİMLERLE EL ELE
Antalya Esnaflar Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başkanı Avni GÜMÜŞ
“Biz Ülkü Ocağı´nın demli çayını sevdik de çıktık bu yola…”
“Biz Ülkü Ocağı´nın demli çayını sevdik de çıktık bu yola…”
MHP Antalya İl Başkanı Mustafa Aksoy
MUCİZE ÖĞRETMEN
MUCİZE ÖĞRETMEN
Ahmet NAÇ
Hamur açmıyor boya yapıyor..
Hamur açmıyor boya yapıyor..
Ekmeğim için hepsini yaparım
Antalya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:56 07:33 12:53 15:35 17:55 19:20
DOLAR
3.9525
EURO
4.6378
ALTIN
0
BIST
0
 
Antalya
Güneşli
Bugün
20 / 2 °C
Güneşli
Perşembe
19 / 3 °C
Parçalı bulutlu
Cuma
18 / 2 °C
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
"Yenileceğinden korkan, daima yenilir."

YILDIRIM BEYAZIT
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.(Çok yalan söyledikleri için olmasın) -İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Bir rivayete görede gözleri açık hapşırı

İlginç Bilgiler 2
Kek hamurunun piştikten sonra kalıptan rahat çıkması için 10 dakika bekletin. Fırına sürdüğünüz kek kalıbının yanmasını önlemek için kalıbın altına biraz tuz koyabilirsiniz.

Hamur İşi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi