Cinsel istismar suçunun mağdurlarının çocuk ve çocuğun ebeveynleri olduğu unutulmamalı!
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doktor Banu Bozkurt
Tarih: 23.7.2018 12:40:52

Türkiye´de son zamanlarda artan çocuklara yönelik çocukların cinsel istismar iddiaları. Konuyla ilgili çocukların cinsel istismarının hukuki boyutları. Bu durumda, yargı mercilerine nasıl başvurulmalı? Çocuk bu süreçte nasıl korunmalı? Çocuğu korumakla yükümlü yakınların yapmaları gerekenler nelerdir? Siz sevgili okuyucularımız için Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doktor Banu Bozkurt´a sorduk.

 

Öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Kendi anlatımınızla kısa bir özgeçmişinizi dinleyebilir miyiz, Banu BOZKURT kimdir?

Bir kış günü Almanya´da doğmuşum. Almanya´ya çalışmak için giden bir işçi ailesi çocuğuyum. Annem ve babam Türkiye´de başlayan ilişkilerini, araya Alamanya Acı Vatan girmiş olsa da evlilik ile sonlandırmışlar. İkisi de eğitimli olmamalarına rağmen çok okuyan insanlardır. Fikri anlamda çok özgür bir evde büyüdüm. Bu anlamda çok şanslı olduğumu düşünürüm. Babam kendince dindar bir adamdır ama en sevdiği yazarlar arasında Aziz Nesin, Orhan Kemal bir de Kemal Tahir vardır. Bana her zaman “Kızım kitabın da müziğin de dini, dili, ırkı, siyasi görüşü olmaz; seversen dinlersin, okursun; sevmezsen dinlemez okumazsın” derdi. Bir tarafta Zeki Müren diğer yanda Edip Akbayram ve Barış Manço dinleyerek büyüdüm. En büyük hayalim Fransa´da Sorbonne´da Uluslararası İlişkiler okuyup Türkiye´nin ilk bayan sefiresi olmaktı. Bu hayalimi yıkan Sayın Mesut Yılmaz´dır. Bir gün Kırmızı Koltuk diye bir programda “En büyük hayalim dışişlerine girmekti. Kısmette Bakan olarak girmek varmış” dediğini duyduktan sonra dışişleri hayalimi rafa kaldırdım. O ara Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi´ni kazanınca hukukçuluk kariyeri tesadüfen başlamış oldu. Akademisyenlik de aslında tesadüfen başladı. Avukatlık yaparken her konuda danışmalarından sıkılmış; bir alanda uzmanlaşmak istiyordum ve bunu piyasada yapamayacağımı anlayınca akademik kariyere başladım. Orada da bayağı bir kürsü ve üniversite dolaştım. İşte şimdi de buradayım.

Türkiye´de her geçen yıl çocuk istismarı sayısı artış gösteriyor. Çocuk istismarı, tüm insanlığın kanayan yarası. Bir yetişkin, çocuğun istismara uğradığını anladığı anda hukuki olarak ne yapmalı?

Çocuğa yapılan cinsel istismar günümüzde ciddi biçimde güncel konu haline geldi. Ama bu her zaman gündemimizde olması gereken bir husus bence. Çocuğa cinsel istismar anlaşıldığı anda en yakın karakola başvurmalı ve karakolda rapor tutturulmasını müteakip onların yönlendirmesi ile bulunulan ilde Adli Tıp Kurumu var ise oradan; yoksa Devlet Hastanesi veya Eğitim Araştırma Hastanesinden rapor alınmalı.

Burada tabii aranabilecek Alo 155, 156 veya 183 gibi hatlar da var. Özellikle 183 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının hattı olduğu için çok da yardımcı oluyor. Doğrudan hastane veya Adli Tıp Kurumuna başvurmak da bir yöntem. Zira doktorlar da çocuğun cinsel veya fiziksel istismara uğradığına dair bir şüphe içindeler ise bunu da derhal en yakın polis karakoluna bildirmek ve ifadenin alınmasını sağlamak zorunda. Burada özellikle delillerin toplanabilmesi için ilk 24 saatin çok önemli olduğunu da belirtmek gerek. Ayrıca özellikle cinsel istismarda çocuğun idrarını yapmadan muayeneye alınması da önemli bir husus olarak karşımıza çıkabiliyor.

Cinsel istismar durumunda çocuğu koruyan yetişkinler veya kurumlar yargı sürecinin iyi işlemesi için ne yapmalı?

Açıkçası yargı sürecinin iyi işlemesi çok da ebeveynlerin veya ebeveyn yerine geçen kurumların çok da inisiyatifinde ya da elinde değil. Burada sadece başlangıç aşamasında iyi ve doğru bir ceza dosyasının hazırlanmasında ebeveynin veya kurumun önemli rolü var. Sonrasında ise en temel rolü bence çocuğun bu yargılama sürecinden en az zarar görmesini sağlamak. 

Çocuğun ifadesi nasıl alınır?

Burada son zamanlarda illerde Çocuk İzlem Merkezlerinin (ÇİM) kurulduğunu ve ifadelerin burada alındığını gözlemlemekteyiz. ÇİM´de ifade alınırken çocuğun yanında mutlaka bir psikolog bulundurulmaktadır. Burada ayrıca ifade de dahil çocuğa karşı işlenen tüm istismar suçlarında İl Emniyet Müdürlükleri nezdinde görevli Çocuk Şube Müdürlükleri eliyle her türlü takibat ve ifade işlemleri yapılmaktadır.

Bu konuda ne yapacağını bilemeyen kişiler için, hukuki süreç konusunda danışabilecekleri kamu kurumları ve özel merkezler var mı?

Burada özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının il nezdindeki teşkilatlanmaları, Alo 183 hattı etkin çalışmalar yürütmektedir. Birtakım üniversitelerde Çocuk Koruma Birimleri oluşturulmakla beraber özellikle Barolar nezdinde Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar (www.cacav.net) ve Çocuklara Yönelik Cinsel Sömürüyle Mücadele Ağı

(www.ctcs-mucadele.net)  ile de irtibata geçilebilir.

Çocuklara taciz ve tecavüz hangi çevrelerden geliyor?

Açıkçası burada bir sınıflandırma yapmak hukukçu olarak bana çok da doğru gelmiyor. Zira sanık profili çıkarmak bizim işimiz olmamalı. Bizler hukukçuyuz ve görevimiz adaletin tecelli ettirilmesine katkıda bulunmak. Bu sorunun cevabını sosyologlar vermeli diye düşünüyorum.

Çocuklar ve yetişkinler arasındaki fiziksel temasta kurallar neler?

Burada bir sınır koymak zor gibi geliyor bana. Zira kültürel etkenler çok önemli. Örneğin Avrupalı bir ailenin çocuğunu kucağınıza alıp öpmeye kalkıştığınızda aile bunu cinsel taciz olarak algılayabilir. Bu nedenle sınırı ya da kuralları belirlerken kültürel özellikler de dikkate alınmalı. Ancak her durumda çocuğun cinsel organlarına temasın kırmızı noktayı oluşturduğu kesin. Ebeveyn dahi olsa özellikle belirli bir yaştan sonra çocuğun mahremiyetine saygı göstermeli ve bu anlamda çocuğun cinsel organlarıyla teması kesmelidir.

Çocuğun taciz veya tecavüze maruz kaldığının ipucunu verebilecek olan davranışlar ve fiziksel belirtiler neler?

Bu sorunun cevabını da benim vermem doğru olmaz. Karşılaştığımız vakıalarda çocuğun içe kapanması; sebepsiz ağlama nöbetleri; gece kabusları gibi çok çeşitli belirtilerle karşılaşmakla beraber bu soruya bir çocuk psikiyatristinin çok daha doğru ve yerinde cevaplar verebileceği kanısındayım.

Çocuğa “hayır” demeyi öğretmek, çocuk istismarı ile mücadele stratejisi olabilir mi?

Böyle bir soruyu sormak bile aslında cinsel istismarın çocuğun suçuymuş gibi algılanması sonucunu doğurabilir bence. Adı üstünde “çocuk” Hayır dese ne değişebilir ki; zira o büyüklerin karşısında ne kadar güçlü? Çocuk bence hayır demeyi bilse de onu cinsel anlamda istismar etmeyi kafasına koymuş büyüğe engel olamayacaktır.

Ancak bu hususta çocuğu korumak için başka birtakım stratejiler söz konusu olabiliyor. Özellikle çocuğa cinsel organına bir büyüğün dokunması halinde kilit kelimeler öğreterek bağırması veya kaçmasını öğretmek gibi yöntemler uzun zamandır konuşuluyor. Fakat biraz önce de belirttiğim gibi, bence çocuğun karşısında bulunan güçlü yetişkine karşı direnmesi çok da mümkün değil fiziki olarak.

İstismarla mücadele konusunda devletin yasal ve sosyal olarak yapması gerekenler nelerdir? Hali hazırda “hayır” diyebilmiş ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından koruma altına alınan çocuklara hakları temelinde doğru hizmetler veriliyor mu? Bir çocuk hakları savunucusu olarak sizin çözüm önerileriniz neler?

Açıkçası Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı haberdar olduğu vakıalarda çocukları koruma altına almak için bence son yıllarda çok doğru adımlar atıyor. Özellikle istismar mağduru çocuklar için başlatıp sonrasında da Bakanlığın koruması altındaki tüm çocuklara yaygınlaştırılmaya başlanmış olan “Sevgi Evleri” projesini çok doğru buluyorum. Kolu kanadı kırılmış istismar mağduru çocukların gönüllü anneler ve bir öğretmen eşliğinde ev ortamında yaşamaları ve normal hayatları devam ediyormuş gibi burada kalarak eğitimlerinin sağlanması ciddi bir rehabilitasyon imkanı veriyormuş gibi geliyor bana. Ancak bir kere daha belirtmem gerek ki, ben bu hususta uzman değilim; sadece benim bu husustaki bir gözlemim bu.

Hukukçu olarak fikrinizi öğrenmek istiyorum. Sizce cinsel istismar neden engellenemiyor?

Bunun sosyolojik ve psikolojik birçok sebebinin olduğunu düşünüyorum. Ancak şunun altını çizmek istiyorum burada: CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNUN SUÇLUSU ASLA VE ASLA ÇOCUK VEYA İSTİSMARA UĞRAMIŞ ÇOCUĞUN EBEVEYNLERİ DEĞİLDİR! ÇOCUK DA ÇOCUĞUN EBEVEYNLERİ DE BU SUÇUN MAĞDURLARIDIR. Lütfen bu hususta özellikle hassasiyet gösterelim. Çocuğu cinsel istismara uğramış ebeveynler özellikle kendilerini fazlasıyla suçluyorlar çocuklarını koruyamadıkları için. Evet, doğrudur; çocuğu korumak ebeveynlerin en büyük görevidir. Ancak şunu da unutmamak gerek; çocuğunuzu pamuklara sarıp sarmalayarak da büyütemezsiniz. Dolayısıyla ebeveyn çocuğuna serbest hareket alanı da bırakmak zorunda. Ve şunu da unutmamak gerekir ki, çocuğu cinsel anlamda istismar etmeyi kafasına koymuş hastalıklı bir beyni hiçbir güç engelleyemez.

Son zamanlarda artan çocuk kaçırma ve sonucunda cinsel istismar, işkence ve çocuk ölüm haberleri çoğaldı neler söylemek istersiniz. Devletin bu konuda alması gereken kanun ne olmalı sizce?

Burada çok kritik bir tartışma her çocuk cinsel istismarı, işkence ve ölüm haberi sonrası tartışmaya açılıyor: İDAM CEZASI. Ben bu tartışmayı çok tehlikeli buluyorum. Ceza bir taraftan yaralanan vicdanlarımızı onarmak deyim yerindeyse yanan yüreklerimize su serpmek için verilir.

Ancak öte yandan cezanın bir de ıslah amacı vardır. Islah dediğim an bu röportajı okuyan birçok kişinin “Ne ıslahı? O sapıklar ıslah edileme” dediğini duyar gibiyim. Ancak hukuk devletinde ceza verirken amacımız bağcı dövmek değil üzüm yemektir. Çocuk seviciliği de denilen pedofili psikiyatrik bir rahatsızlıktır ve tedavisi de mümkün değildir. Ancak bence idam da bir çözüm değil. Psikiyatrik anlamda rahatsız bir kişiyi “Bu suçu işlersen seni idam ederiz; ölürsün” diyerek yapacağından alıkoyamazsınız; hatta tam tersine onu kışkırtmış olursunuz. Dolayısıyla burada bence özellikle ABD modelinde var olan çocuklara karşı suç işlemiş kimselerin normal hayatlarında da takip edilmelerine devlet eliyle devam edilmesi; bu kişilerin çocukların bulunduğu yerlere yaklaşmaktan alıkonulması ve hatta cinsel dürtülerini azaltmak ya da ortadan kaldırmak için hayatları boyunca psikolojik ve psikiyatrik tedaviye devam etmelerinin zorunlu hale getirilmesi şeklinde hukuki düzenlemelerin daha etkin sonuçlar sağlayacağını düşünüyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Açıkçası çocuk istismarını önlemek için bir formülüm ya da sihirli bir değneğim maalesef ki yok; keşke olsa… Vermiş olduğum görüşlerin de istismarını önlemekten ziyade istismar sonrası yapılacakları ya da bence yapılması gerekenleri anlattığımın farkındayım. Zira bu istismarı engelleyecek formülü inanın ben de bulamadım. Ama bu acı verici suçu önleyecek formülü birilerinin bulmasını tüm kalbimle diliyorum…

Röportaj: Aynur ERYILMAZ











Kaynak: ANTALYA HAYAT

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Turizmin başkenti Antalya´ya Modern bir Galericiler Sitesi yakışır
Turizmin başkenti Antalya´ya Modern bir Galericiler Sitesi yakışır
Antalya Oto Galericiler Odası, Oto Galericiler Sitesi Arsa ve Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi Başkanı İsmail ÇAĞLAR
Günay Aral´la Basma Fistan Giyerim
Günay Aral´la Basma Fistan Giyerim
Ressam, eğitmen, küratör Günay Aral´la beraberiz. Farkındalık yaratan son etkinliği “Basma Fistan Giyerim” projesi üzerine söyleşeceğiz. Sanata bakış açısını öğreneceğiz.
Antalya gibi güzel Antalya gibi güvenli,  Türkiye ye örnek ve model oda…
Antalya gibi güzel Antalya gibi güvenli, Türkiye ye örnek ve model oda…
Antalya Şoförler Odası
 “Stresle Başa Çıkabilirsiniz”
“Stresle Başa Çıkabilirsiniz”
Uzman Psikolojik Danışman Şenol Baygül
GÜNSELİ AKAYDIN ile yaptığım son röportaj
GÜNSELİ AKAYDIN ile yaptığım son röportaj
Kadın ve erkek eşit yaratılmış iki insan
Hamilelikte Ağız Sağlığı ve Diş Bakımının önemi
Hamilelikte Ağız Sağlığı ve Diş Bakımının önemi
Diş Hekimi Rabia Duman ile söyleşi
Uzman Dr. Oya Ermiş ile çoook estetik bir röportaj
Uzman Dr. Oya Ermiş ile çoook estetik bir röportaj
Yeni teknikler, uygulamalar
Tiyatro, dizi, sinema oyuncusu Ferdi ATUNER
Tiyatro, dizi, sinema oyuncusu Ferdi ATUNER
Diclehan METO röportajı
İrfan VAROL diyor ki..!!!
İrfan VAROL diyor ki..!!!
Hizmette 17 yıl
HELICO TERCÜME BÜROSU
HELICO TERCÜME BÜROSU
Burcu Demirörs & Rasim Esen
"Küçük beyinler kişileri, Orta beyinler olayları, Büyük beyinler ise fikirleri tartışır”
"Küçük beyinler kişileri, Orta beyinler olayları, Büyük beyinler ise fikirleri tartışır”
AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Tülay Beşkonak Özçay
Kültür hiçbir zaman yok olmaz
Kültür hiçbir zaman yok olmaz
Türkiye Kahveciler Kıraathaneciler ve Büfeciler Federasyonu Genel Başkanı Murat Ağaoğlu
HİZMETTE ÜRÜN SONSUZ
HİZMETTE ÜRÜN SONSUZ
ALANYA Paşali Kilit Sistemleri Ali Mesut İnal röportaj
"İmplant kullanım süresi 5 - 25 yıl arasında değişmektedir"
"İmplant kullanım süresi 5 - 25 yıl arasında değişmektedir"
Diş Hekimi RABİA DUMAN
Gün boyu sürekli masa başında çalışanlar nasıl beslenmeli?
Gün boyu sürekli masa başında çalışanlar nasıl beslenmeli?
Gonca Yaşar
Antalya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:21 08:01 13:09 15:42 18:00 19:27
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
ALTIN
0
BIST
0
 
Antalya
Parçalı bulutlu
Bugün
29 / 15 °C
Fırtına
Pazar
25 / 14 °C
Fırtına
Pazartesi
24 / 15 °C
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
"Yenileceğinden korkan, daima yenilir."

YILDIRIM BEYAZIT
-Her 4 Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor. (Sokakta her 4 kişiden 1 imza dağıtıyormuş düşünsenize) -Uyurken televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori yakıyoruz. (Demekli televizyonla uyutuluyoruz) -Bir karıncanın koku alma yet

İlginç Bilgiler 5
Taze deniz ürünlerini hava geçirmez ve kapaklı bir kap içinde buzdolabında saklayın. En fazla iki gün içinde tüketin. Dondurulmuş deniz ürünlerini alışveriş sonrasında orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun.

Deniz Ürünleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi